Hayatın renklerinden bir haber insanlara gök kuşağını anlatmak gibi bir şeydi aslında bizimkisi. Hayat insanları farklı farklı yerlerden dahada farklı farklı yerlere sürükleyebiliyor. Çünkü hayatın ana gayesi bu, bir imtihan oluş vesilesinin sebebi bu. Renk demiştik öyle deği mi ? Gök kuşağından bahsettik. Nitelik bakımından da bir ayrıma gitmek gerek. Onca güzellikleri fani olanlar için terk etmek meselesi işte bu niteliklerin başlangıcı. Çağın hastalığı olan dünyevileşme bu şekilde vücut buluyor bu evrende. Tabi birde ahireti için cefa çekenler var. Onlarada geleceğiz. Bugün muhafazakar kimliği ile (ben bu kimliği asla tasvip etmem) belli başlı şeyleri koruduğunu idda edenler aslında büyük kayıpların içinde kendilerini buldular. Bunca kategorize ve kalıp içine girmeye çalışan ve sokulmaya çalışılan insanların tabikide onca bulanıklık arasında gökkuşağını görmesi mümkün değil. Onca kalıp ve kategorize olunmuş şeyler varki işte bunların hepsi birer engel. Ama bu kalıpların nedense hep İslam dinine yönelik olması manevi açıdan dinimize açık bir hedef olarak alınmasının göstergesi. Ben müslümanım diyebilmek yerine muhafazakarım diyebilmek ve bununla anılmayı istemek utanç verici bir tablo. Keza İslamcılık meselesi bunun bir tık ötesinde bir mesele. Bunca kalıplardan en göze çarpanları bu şekilde. Güneşi görmek isteyipte kara bulutlara teslim olmak böyle bir şey. Hiç bilmezdim ben susardım ama büyüdükçe yaşadıkça görebildim. Siyasetin ve ülke yönetmenin sosyoloji açıdan topluma ne gibi etkiler verebildiğini. Hala bunun farkında olmayıp hayatını idame etmeye çalışan gençlerimiz var. Veyahut öğrenilmiş ve öğretilmiş çaresizliğe kendini kaptıranlar var. Güç her zaman haklılık alameti değildir. Tabi fani güçleri kast ediyorum. Yani bu güçler vesilesi ile toplumumuzun eğilimi hayata bakış açısı değişti, yeni tabirler yeni kalıplar gelişti ve kimlik gibi her birimize verildi. Güzellikleri kast etmiştim. Gök kuşağı bunun sadece bir örneği tasvir etmesi kolay olsada gün geçtikçe inanın zorlaşıyor. Cefa galiba burda başlıyor. Uyuyanları uyandırmak kolay ama uyuyor taklidi yapanları uyandırmak zor demişti hani, bilge bir kişi işte orda çağı işaret etmişti. İşte onun öncesinde yine Türkiye’de yükselen en çok cefa çeken kişi ile buna işaret etmişti. Rahmetle..
Hans’ın anladığı ama Hasan’nın anlamadığı 21. yüzyıldayız işte. Cefaya tabiyiz bu yoldanda ayrılmayacağız. Ayaklarımız sabit kılsın Rabbim. Bütün güzelliklerle gökkuşağınıda anlatacağız kapanan,kapatılan ve kapatmaya çalışılan bütün gözleri açacağız. Güzelliğin gücü bir vesile ve onu var edenin gücü her şeye kadir. Güzel günler için cefa çekmeye devam. Vardır bununda bir hikmeti. Sabır ve ilk günki aşkla yine yeniden. O tabir ile çay koy keçeli başlıyoruz, sadece ufak bir çay molası verdik.