30 Mayıs 2017 Salı

Şahidiz

Geçmiş geçmişte kalsın. Şimdi şahit oluyoruz tüm olanlara. Olabildiğince her şeye bütün olaylara şahit oluyoruz. Gözler görüyor, kulaklar duyuyor. İnanılır gibi değil ama bu böyle. İyi kötü her şey apacık şekilde önümüzde oluveriyor. Genelde insanların hayrete düşürenleri ise ters köşe yapanlarıdır. Benide hayrete düşüren ise bunca hataya rağmen hala o salt görüşünü değiştirmeyen ama her türlü havadise hemen inanıp onunla hareket eden muhafazakar kesim. Aklım duruyor. Bunca olanlara rağmen bu tutumu nasıl sergileyebiliyorlar ? Hakikaten garip bir husus. Birde şahit olup hayret ettiğim bir olay daha var, dünü ile bugünü bir olmayan zatlar, hal ve tavırları. Bazı kişiler buna devlet çıkarı olarak görsede bu olanları mazur görüp gözlerini kapasada, gelecek adına pek iç acıcı bir durum olmadığı bence ortada. Haddini bilmek ayrıdır. Ama haddini biliyorum deyip kişilik unsurlarından taviz vermek ayrıdır, islamdan taviz vermek apayrıdır. Bu çağın en büyük fitnesidir işte. Kimlik kargaşasına yol açar bu yüzden, dün burdayken yarın başka bir yerde olabilirsin bunun sonucunda. Şahit olduk buna, kimisi gözlerini kapadı kandırıldık dedi, kimisi en başında beri biliyordu uyardı, kimisi hiç oralı bile olmadı, kimisinin ne yaptığı hala belli değil hayatına kast etti. Durumlar pek iç açıcı değil bu yüzden. Bugün kalkıp atıflarla dava hakkında  kalem oynatanların köşe yazılarına hastasıyım. Büyük ilgi ile takip ediyorum. En büyük hayranınız ve şahidinizim. Sadıklara karşı yazdıklarınız ilgimi cezbeden en enlerim arasında. Tüm Türkiye gibi bende bir Türk olarak takip ediyorum. Kusura bakmayın şahidim ve şahidiz yaptıklarınıza. Bir nesli sacma sapan entellektüel dergiler ile yozlaştırdığınıza, bir amacı olmayıp, neye tepki göstereceğine her şey bittikten sonra karar veren,   feraset sahibi olmayan bir nesilin yetişmesine ve bu günlere gelmesine vesile olduğunuza iliklerime kadar şahidim. Sizin o dava diye satırlarda karaladıklarınız taklittir ve taklitler asıllarını yaşatır. Şunuda unutmayın bunca olanlara rağmen Hak üstün gelecektir buda böyle bilinsin yeniden.

28 Mayıs 2017 Pazar

Özlenenlerde Bugün "Çocukluğum"

O değilde ben çocukluğumu özledim.Tek derdimin mahalle maçının kazanmak olduğu, doğru dürüst yemek yemeyip, annemin ekmeğin arasına trabzon tereyağını koyup sokağa yolladığı zamanlar.Uyuyunca her şeyin unutulduğu çocukça duygularım.Büyümek bana göre değilmiş anladım.Size görede değildir heralde. Böyle bir özlem benimkisi.Erik ağaçları, dut ağaçları bitmek bilmeyen aşırmalar.Ben şanslıydım ama bizim bahçemizde bilimum meyve vardı babannem saolsun.O yüzden arkadaşlarımla hep bizim bahçedeydik.Siz Boğaziçi Köprüsü'ne karşı dut ağaçının dallarında dut yediniz mi? Ben yedim.Babannem demişken babannemin hikayelerinide özledim. Keza Ahmet amcamın kahramanı benim olduğum hikayelerinide özledim.Annemin bana yemek yedirme çabalarını,babamla işe gidip sen arabayı bekle ben mal verip gelceğim deyip arabayı bana emanet edişini  özledim.Herkesin Yavuzu,ah Yavuz yetiş,Yavuz bunu al,Yavuz Yavuz Yavuz.Bunu bile özledim o derece. Çocukluğumdan kesitler olarak kesersiz sokağa çıkmazdım.İlla bir yerleri kazcak taşa toprağa değecektim.İlerleyen zamanlarda o keserle sokağa çıkma,futbol topu ile sokağa çıkmaya dönecekti.Yanlız iyi top oynardım. Kendimden yaşça büyüklerle hemde.Deli ederdim çalımlarla.Trabzonsporlu formamı giyer sokaklarda fırtına gibi eserdim.Farklı bir çocuktum.Her şeye yetişir insiyatif alırdım.Bir çok çocuğun yapamadığı şeyleri yapmışımdır.En basiti bildiğiniz çardak yapmıştım ve daha niceleri.Ve en önemlisi mahallenin altın çocuğu, parmakla gösterilen çocuk varya he işte o bendim.Yavuz yoksa olmaz,Yavuz abin yanındaysa tamam diyen anneler ki hala öyleler.Böyle bir çocuktum işte ben.Annem babam her şeyim beni böyle yetiştirdikleri için hep onlara borçluyum.Ve en önemlisi rahmetli dedem ismini gururla taşıdığım.Onun bakkalı benim öğlen saatlerindeki uğrak yerimdi.Muhabbet ettiğimiz ve dede bişey alabilir miyim? Soruları ile geçen zamanlar.Birde dedemle balkonda Yavuz geliyi Yavuz da denizi yara yara türküsünü söyleyip Boğaziçi Köprüsüne karşı yudumladığımız çaylar.Ve nice anlatamadığım çok güzel olan şeyler. Güzel günlerdi. Özlenmez mi? Büyüdükte ne oldu sanki? Hep küçük kalsaydık üzüntümüzle, sevincimizle,sevdalarımızla.Belki dünya bu kadar kötü bir yer olmazdı.

27 Mayıs 2017 Cumartesi

İster Güven İster Güvenme

Teslimiyetimiz, kalbimizin en derinliklerinden bağlıdır. İnsan hiç şüphe yok ki güvendiği zaman kendini gönül rahatlığı ile akışına bırakır. Öyle böyle değil sular seller gibi. Bir kişiye bağlanmaya görelim, bir anda bütün dünyamız değişir. Güven meselesi, teslimiyetin püf noktası.


İnsan hayatı boyunca hep kendine dayanak arar, bazen sırtını ,bazen omzunu, bazen başını yaslıyacak birilerini arar durur. En kötü ekilmelerinden tutunda, en hasarlı mağduriyetlere varacak kadar her şeyi yaşar şu hayatta. Her şey başımıza gelebilir. Ama güven meselesi çok zor ve toplumdaki en önemli mefumdur. Gittimi bir daha gelemesi zor, kırıldı mı bir daha tamir edilmesi kolay olanmayan bir duygudur. Herhangi yapacağımız bir şeyi kendimizde buna dahil, güvenilmeden başlanılmaz. Yani güven önemli hemde çok önemli.


Bir kaç atıftada bulunabiliriz çağımıza. Bugün modern bir toplum olduğumuz zikrediliyor. Ama insanlar kendilerine bile ne kadar güvenebiliyor ? Müslüman bir toplumun, hatta bir topluluğun hatta ve hatta ümmetin başlı başına en büyük problemleri arasına yerleştirebileceğimiz meseledir bu. Başta birliğimizin bozulması olmak üzere maneviyatıda tahrip eden budur. Güven olmayan temel üzerine hiç bir  şey inşa edilmez. Makrodan, mikroya, bireyden, topluma her şekilde heryerde şu zamanda bu problemle karşılaşmamak mümkün degil. Ve insanlar bunun onarılması adına çaba ve gayretin içinde değil. Bunun yerine dışlamak en kolay ve en zamansız olan yöntem olarak kullanılıyor.


Bir söz hususu...


Ağızdan bir kere çıkacak bir şey. Ve devamında güveni sağlamlaştıracak adımlar. Bir meydan okuyalım, altından kalkabileceğimiz her şey için öne atılma mecburiyetindeyiz.Kendimizie güvenelim.Güvenmek, güzel şeylerin olabilme ihtimali sağlamlaştıran bir eylemdir. Sağlam bir dostluk, sağlam bir birliktelikte bu yüzden olsun. Bir işaret fişeği bırakın göklere, kalplere mutmain olma duygusunu tattırın. Göreceksiniz her şey düzelivermiş.

26 Mayıs 2017 Cuma

İnsan Olalım

Şaşkınlığımız cehaletimizdendir. Bir konu hakkında en ufak bilgiye sahip olmadan yargısız infaz yapmak ise en önemli kuralımızdır. Saman alevi gibi parlayan öfkemiz bizi biz yapan adetimizdir. Bugün yine akılları bulandırıcı doğru ve yanlış olduğunu bilmeden bir dizi hatalar zincirine kurban gittik. Akıbetimiz hayr olsun. Yeni bir gün adına ufak bir ümidimiz var oda nefes alıp vermemiz. Kırdığımız kalplerde yanımıza kar kaldı. Mutlu olabileceğimiz şeyler azalıyor,azaldıkça mutlu olabileceğimiz şeyler değişiyor. Biz değişiyoruz, biz değiştikce dünya değişiyor. Durun biraz soluklanalım. 
Evvela insanız. Akıl ermeyen işlerimiz, bitmek bilmeyen bir nefsimiz var. Bugün size dünya artık dönmüyor dense ne derdiniz ? Abi zaten dünya benim etrafımda dönüyordu diye biri beliri verse ordan. Hakikaten beklenmeyen bir tepki olurdu. Esasında tepkilerimiz bile değişiyor. Fok balıkları yanlız arkadaşlar kendinize gelin. Nereye bu gidiş ? İnsanız kardeşler lakin bize izin verdikleri kadar. Elimizden o kadar değerli bir şeyimiz alınmış ki farkında değiliz. İnsanız ve hata yaparız. Ama bu hatalar böyle devam eder ise pek hayrı alamet değil. Çok büyük kaybediyoruz. Bizden alınanlar bizim her şeyimiz. Önce maneviyatımız alındı, sonra vicdanımız, ardında güzel olan her şey. Denge sistemimiz pek iyi değil bu yüzden nerde,ne yapacağımız, ne diyeceğimiz belli değil artık. Yani bir tutumumuz, bir duruşumuz yok,olanlar olurken gözlerimiz önünde. Şaşkınlıklarımızı birbirimizin cehaletine verelim o zaman. Göz göre göre bilerekte cahil olunur aslında. Şu zamanda olanlar bunun en güzel resmidir o yüzden. Müslüman müslümanın aynası ise herkes kendini çok iyi şekilde görebiliyor bu durumda. Duruma çok iyi hakimiz o halde. Kurtulalım kötülüklerden ve üzerimizdeki baskıdan bize yapılan ve yapılmak istenenlerden.Düzeltecek,toparlayacak her şey bizim elimizde. Farkına varalım artık. İnsanız ve insan gibi olalım. Ademoğluyuz Ademoğlu gibi olalım.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Haykırır Sevda

Sevdanın yolları hep bayırmış diyorlar. Sevdanın yolları dikenli diyende var. Çeşitli söylentiler çeşitli tasvirler var bu konu ile alakalı. Zor olan bir şeyleri sevmek,insanlık fıtratında olmazsa olmaz galiba. Veya güzel olan şeylere ulaşılmadan bir badireler atlatılmalı herhalde. İlla dağları mı delelim ? Çöllere mi düşelim ? Gülü seven dikenine katlanır diye diye aşık usandırdılar.Yitirildi birer birer sevdalar. Bu usanma öyle bir hal aldı ki sevda masalları ortadan kalkmaya başladı.Kayboldu gitti kimisi. 
Sevdalar modernize oluyor zamanla. Tabiri caizse bugün sevdanın deldirdiği dağlar maddiyatın gücüdür. Para sevdanın faktörü müdür ? Aşk karın doyurmuyor gibi yaklaşanlar var olaya,değişik bakış açıları ile düşüncelerimiz yoğruluyor. Kafalar karışık, maddi mi ? Manevi mi ?Ah o eski sevdalar diye bir nara yükseliyor tam bu esnada. Bu zamanda eskiye özlem hat safhada. Sevda, tek taraflı bakılan bir şey olsaydı sevdalanınca herkes kazanır, sevdalamayınca herkes kaybederdi veya tam tersi. Ama işin icine girincede, dışı seni içi beni yakıyor oluyor. Pişmaniye gibi,almazsan da pişmansın alırsan da. Sevda bu kardeşim ne kadar seversen o kadar seviyorsundur. Kimi masallara kahraman, kimi olaylara örnek olursun. Sevdalık güzel şeydir. Yitirilen şeyi kaybetmemek ona tutunmakta güzeldir. Sevdalığın herkese göre bir karşılığı var. Herkese özel bir tasviri, bahsi geçince içini kıpır kıpır eden şeyleri vardır.
Evet,Sevdalık güzeldir. Ama zordur,bedel ödenmelidir. Aşık usanmaz,istikamet ehli olur. Sevdanız baki olsun, yolunuz ve yolumuz zor, usananlar geri dönerken, sevdanın peşinde bıkmadan koşanlar kazanacak.Dert sahibi olacaksın yollara düşeceksin ardından dillere düşeceksin, örnek olacaksın. Pes etmeyecek devam edeceksin.Sevdalık zordur, sarp dağlar kadar.Sevdalık güzeldir, bir tebessümdeki manalar kadar. Sevdanızı yitirmeyin, o gidince her şey gider. İnanç,azim,sadakat tek tek gider. Sevdalık bir kaç harften oluşan bir kelime olsada derindir manası. Sevda kalptir, kalpleri ve kalbinizi incitmeyin.

23 Mayıs 2017 Salı

Hayırlısı


Zamanın kıyısındayız. Ölümün tam ortasında. Zamanı yakalayamıyor, ölümden kaçıyoruz. Hayat denilen müessese bu fani düzen üzerine kurulmuş ve bir takım detaylı şeylerden ibaret. Ama ana hatları ile bu şekilde bahsedebiliriz. Kıymetini bilmediğimiz şeyler hep kayıp gidecek ve hiç istemediğimiz şeyler başımıza gelecek yani zaman ve ölüm. Gençlik ve yaşlılık. Dahada çoğaltabileceğimiz nice örneklendirmeler. Hayatın,biz boşladığımız andan itibaren biletimizi kesme gibi bir görevi var. Ödenecek bedeller var yaptıklarımıza karşılık. İyi veya kötü ortası yok bu durumda. İsyanınızı diri tutun ve onu gerekli yerlerde kullanın. İsyanın bile hayırlısı var. Ölümün bile hayırlısı gibi. Vaktinizi efkara adamayın gün gelir ben bu hale nasıl geldim? Dersiniz. Ve son nefesi verirsiniz. Bu yüzden her şeyin hayırlısı diyoruz. Zor ama hakikat olanı seçin hep uzun vadeli kazancı düşünün. Ancak bu şekilde zamanı kısmende olsa elinizde tutabilirsiniz. Bir insan yetiştirin, bir tohum ekin. Zamanın ve nefsinizin günübirlik çağrılarına kanmayın onların şatafatı sizin için dönülmez bir yolun başlangıcı olabilir. Elinizden kayıp giden sadece zaman değil sizi siz yapan şeyler olabilir. Ve ardından gelen ölümle finali pekte iç açıcı şekilde kapatmayabilirsiniz. Eğer gerçekten zaman ve ölüm arasındaki bağı biraz olsun kavrarsak bu söylediklerim bende dahil herkes için geçerli çok hayırlı şeylerin kapılarını yüzümüze açılacaktır. Her şeyin hayırlı olanı. Zamanın bereketli ölümün en halis olanı...

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Tanış Olalım

Yarın bir değişiklik olsun hayatımızda. Yeni insanlarla tanışma gayreti içerisine girelim. Bol bol çay içelim. Dert dinleyelim,derdimizi açalım. Veya hayaller kuralım,ideallerimizi kıyaslayalım. Bu kadar farklılık içinde ne kadar ortak noktamız olduğunu göreceğiz bu sayede. Ötekileştirmenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu anlayacağız. Körü körüne bağlanmanın ne kadar zararlı olduğunu göreceğiz. Fanatizmin bir çıkış kapısı olmadığını bir çıkmaz sokakta duvara toslamak olduğunu tecrübelerimiz arasına ekliyeceğiz bu vesile ile.
Kabuklarımızı kırma vakti geldi. Yeni dünyaların keşfi için yeni insanlara ulaşma gayreti içinde bulalım kendimizi. Bir kaybımız olmayacaktır. Bizi anlamayanlar çıkacaktır. Veya bize hak verip cesaret edemeyenler, bize kötü davrananlar olacaktır belkide. Menfaatçi gözü ile bakacaklar kim bilir. Kendi kabuklarımızı kırdığımızda başkalarınında kırması vesile olacağız. Mefaati bitireceğiz, güzel olan her şeyi hayal edeceğiz. Bir insanın içinde çicekler açmalı, ümit göz yaşları ile sulamalı onu. Heyecanı olmalı her seferinde. Her yeni kişiyi tanırken, farklı yerlere giderken ümit ve heyecanı diri olmalı. Bunca kötü şeylerin olduğunu söylüyoruz ama en ufak bir ihtimal dahil bizi ne kadar değiştiriyor farkında değil miyiz ? Niye hep kötü bakalım ki hayata ? Kendimizi bitirmek budur aslında. Kimse kimseden elini eteğini çekmesin. Kardeş kokusu bulaşsın birbirimize. Kaybetmekten korkmayalım. Aksine kazanacağız ama bu zaman alıcak. İlk adım atalım ve her şey değişsin. Zaman bizi kazananlar arasına koyacaktır. İlk adım tanış olalım. Sonra yoldaş...

21 Mayıs 2017 Pazar

Anlatmaya Geldik

Denizimiz yok bizim. Yani bu sefer denizin mavisine sığınmadık. Kendimizi bozkırın yeşiline, gökyüzünün mavisine bıraktık. Derdimiz varmış anlatacak farklı yerler aradık. Bulduk. Anlatmaya koyulduk. Güneşin parıltısı o kadar sıcak ve samimi karşıladı ki bizi içimiz ısındı. Gökyüzü o kadar şeffaftı ki içimizi açtı. Ve bozkırın yeşili öyle sarıp sarmaladı ki bizi bir kardeş sarılması gibi. Derdini söylemeyen derman bulamazmış derler ya, kesinlikle doğru ama derdi dinleyecek yeni dostlarda gerek bu hayatta. Bu güzel karşılama ile yeni dostlara anlattığımız dertler ile kendimizi rahatlattık. Ama hiç konuşmadan . O toprağa bastık, o güneş içimizi ısıttı, gökyüzü gönlümüzü açtı ya işte tam olarak böyle. Konuşmuyorduk, dudaklarımız kıpırdamıyordu ama dertler teker teker çözüme kavuşma yolunda ilerliyordu. Sus pustuk ama yüzümüzde tebessümler beliriyordu. Hiç olmadık şekilde huzura ermiştik. Böyle bir dosta nerden eriştik ? Derdimizi anlattık ve rahatladık. Güzel havayı soluduk oturduk seyre daldık. Hepsi ile kucaklaştık. Ve işte onlar bize kaybolan bir hakikati hatırlatmaya yardımcı olmuşlardı bunun farkına vardık. Dost dediğin bu olsa gerek. Hayat bu iyisi ile kötüsü ile devam ederken hiç bir şeye takılmadan doğruya en doğruya ulaşma gayesinde olmamız gerektiğini bu istikamet üzere olmamızı içimizde anımsattı. Ayrılırken bir sıcak selam yetti. Ve yine bekleriz kelamı ile içimizi bir hoş etti. Geleceğiz elbet derdi biter mi dünyanın hiç ? Geleceğiz

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Devrin Muştusu "İnanç"

Varsayalım ki özlüyoruz. Mutsuzuz.Dardayız. En zor zamandayız. Çaresisiz. En kötüsü kaybettik diyelim. Ümidimizi kesmek üzereyiz. Bırakmamıza ramak kaldı, elimizden kaydı kayacak bize ait olan herşey. İpin ucunu kaçıracağız. Her şey gidecek bomboş ortada kalacağız diyelim. Böyle kötü olan ne varsa, her şey bizim üzerimize çöreklemiş olsun bizi çepe çevre sarmak üzere. Veyahut yemşeşil bir ormanız, güneş elini eteğini çekmiş, üstümüzü karabulutlar sarmış. Fırtınalar kopacak, şimşekler çakacak ve ardından bir yangın bizden yeşilimizi alıcak simsiyah olacağız. Derken o karabulutlar yağmur yükünü üstümüze bırakacak ve yangını durduracak. Ve güneş tekrardan yüzünü gösterecek, alenen her şey bütün açıklığı ile aydınlacak. Yanmışız bitmişiz kül olmuşuz. Her şey gözler önüne serilecek. Ve zaman geçecek,o yağmurun döktüğü rahmet damlalarından aşınan toprak,güneşin verdiği ışıkla kül olan ormanımızdan nokta kadar bir yeşillik belirecek. Ve o yeşillik büyüyecek her şeye herkese inat, ardından bir yeşillik kervanı derken bir zaman sonra tekrar yeşillecek o endamına kavuşacak ormanımız. Umudumuz,gayretimiz,inancımız  bizi biz yapan her şeyimizdir. Hayat ne kadar zor olsada bizi biz yapan temel taşlarımız bizimle. Sadece bunun farkına varmamız gerekiyor. Bizi bu imtihana tabi tutan kainatın sahibinin en büyük yardımcımız olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Sonra kapılar açılıp aydınlıklar saracak,kalbimizde bahar ve yeşeren orman olacak.

16 Mayıs 2017 Salı

Umutluyuz

Bir şeyler kaybedeceğimizden değil ama inanırsak çok şey kazanacağımızdan umutluyuz. Mutluyuz, gülüyoruz ve huzurlu olmak için sebebler arıyoruz. Aramak lazım, aramadan bulamayız. Her şey inanın ayaklarımıza kadar gelmiyor. Biz ne kadar istersek,istediklerimiz bize o kadar yakın oluyor. Bir çabanın, gayretin,arayışın içine girmekdikten sonra hiçbir şey istediğimiz gibi olmuyor olmayacakta. Azim ve gayret sonucunun hep mükafat olacağı bir eylemdir. Bunu bilerek hayatımımızı devam ettirirsek güzel olan her şey bizi bulacaktır. Güzel insanlar,güzel dostluklar ve güzel bir hayat. Umudumuz bu yüzden insanlık adına tek ve son çaredir.Gayretin azmin her şeyin temelidir. Kaybedecek bir şeyimiz yok bu hayatta çünkü bedenimiz dahil her şey emanet Allahtan. Ama bu emanetler ile kazanacağımız çok şey var. Umut edelim, umut tek çıkış kapımız umut fakirin ekmeği değil, bütün insanlığın saadetidir. Geleceğin teminatıdır. Teminatımıza sahip çıkalım körermesin içimiz.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Adnan Abi Yazmaktan Çok Anlamak Lazım Seni...

Adnan abi, biz yetişemedik sadece anlattılar bize bizde dinledik. Sadakatini,inancını,yaptıklarını duyduk. Bir kaç videodan gördük seni,heyecanını. Şimdi baş koyduğun,uğruna canını verdiğin yolda yürümeye çalışırken,esen rüzgarlara kapılmamaya çalışıyoruz. Yollarda kaybettik seni ve senin gibileri. Şehadetin makbul olsun. Rabbim seni bizle cennette buluştursun...

14 Mayıs 2017 Pazar

Evvela Samimiyet

İnsanın en önemli kişilik özelliğidir samimiyet. Öyle ki samimiyetinize dayanarak bunca işin üstesinden gelebilirsiniz. Anlatıklarınız insanlara sirayet eder,sevilir ve dinlenilirsiniz. İnsanlar sizi gördüklerinde tebessüm ederler sofralarına davet edip,aşlarına ortak ederler. Bir tebessüm ile başlayan hoş muhabbetlere açılan kapıdan içeri girersiniz. Bu yüzden evvela samimiyet sözü bizim insanımızın olmazsa olmazıdır. Kültürümüzün en önemli yapı taşlarından,insanı insan yapan temel özelliklerdendir samimiyet. İşte insanları samimiyetlerini artıran şeylerde vardır. Mesela davaları. Yine bir tebessüm ile başlar, "abi ordan bize iki çay ver be" ile devam eder ve derken İslam Dünyası'nı, memleket meselerini konuşur konuyu tatlıya bağlarsınız.   İnsanın mensup olduğu dava ne kadar hak ise, düsturu ile yürüdüğü davasında yanlış ve hilaf yok ise samimiyeti her attığı adımda katlanır. Kendisini ve davasını daha çok benimser ve benimsetir. Söyledikleri karşı tarafı incitmez, gönlünü hoş eder. Eğer hakiki manada samimi ise söylediklerinde hiçbir yalan olmaz. 

Samimiyet bir duruştur esasında, dosta güven,düşmana korku verir. İnancı pekiştiren,kuvvetlendiren,daha güçlü kılandır. Eksikliği yüzümüzün düşmesi ile hemen belirginleşen ve hemen fark edilen bizi ve çevremizdekileri karamsarlığa iten bir tutumdur. Kimse eksikliğini yaşamasın, yüzler hep gülsün samimiyet ile güzel olan şeyleri görebilme olasılığımız artsın. Bizi biz yapan bizden uzak kalmasın. Samimi olduğunuz zamanlar, samimi günleriniz samimi davanız olsun. Bizi bu zamanda şu dünyada samimiyet kurtaracak, başka bir şey değil. Samimiyetiniz bol olsun

12 Mayıs 2017 Cuma

Modern Çağın Hastalığı

Akıl etmiyoruz,  nefis ile harmanlan düşüncelerle,buhulu kalpler ile bakıyoruz hayata. Hiç takılmayacak şeyleri büyük meseleler haline getiriyoruz. Birbirimizin açığını arıyoruz. Birbirimize  küçük bir tahamülümüz yok en basitinden. Haklı olduğumuz meselerlerde,haksız olan tarafı rezil etmemiz bir hobi haline gelmiş. Kalp kırmak günümüzün modası. İnsan kaybetmek günün her öğünü olan, bünyenin istediği bir ihtiyaç olmuş. Hiç mi akıl etmiyoruz ? Yoksa akıl edecek kadar kendimize bile tahammülümüz bile mi yok ?  Uzaklaşıyoruz birbirmizden,bizi biz yapan değerlerden kopuyor,ayrıştırılıyoruz. Bu kopuş, bu ayrışmanın sonu hiç hayrı alamet değil biliyoruz ama sanki hoşumuza gidiyor gibi geceleri sabahlıyor,sabahları geceliyor, günleri bitiriyoruz. Üşeniyoruz, güzel kelimeler kullanmaya,ilk adımı atmaya,seven taraf olmaya, tebessümle bakmaya. Yıkmanın kolaylığı bedenimizi sarmış olacakki bu durum bize hoş gelir olmuş. Gerçekten ya uykudayız veya hafıza kaybı yaşıyoruz. Hakiki şekilde bu olanlar bizim toplumumuz ve inancımıza bağdaşmayan değil,uzağının uzağının uzağından geçmeyecek şeyler. Bu durumlar üzerine geçerken hayatımız bir şeyleri anlama vaktimiz geldi de geçiyor. Daha fazla yenilemeyiz kötülüğe, daha fazla bir şeyler kopmasın artık bizden, artık insanlar birbirini sebebsiz yere sevmeyi öğrensin. Artık uyanmamız gerek uykudan, artık hatırlamamız gerek hakikati. Yoksa telefisi olmayan, mechüle giden bir yolda bulacağız kendimizi ve kim bilir belkide kaybedenlerden olacağız...

11 Mayıs 2017 Perşembe

Zaman Nimeti

İyisi ile kötüsü ile bir imtihandayız. Her birimiz yaptıklarımız için çeşitli bedeller ödüyoruz,ödeyeceğiz. Tüm bu olanlar ile devam ederken dünya,insanların küçük gördüğü bir kayıp var hayatımızda. Adı zaman. İdrakine varamayacağımız kadar kısa bazen,bir nefes gibi mesela. Kayıp gidiyor elimizden her saniyeleri. Aldırış etmiyoruz çoğu zaman, bazen isyan ediyoruz Allah ne verdiyse. Kaybetmenin doruklarına ulaşma yolundayız. Zaman nimeti şu fani dünyanın anahtarı olduğunu anlayana kadar yaşayabilecekmiyiz ? Yoksa har vurup harman savurmaya devam mı edeceğiz? Ziyanın dibini sıyırmaya var mısınız ? Yine kaybedenler kulübü desenize. İstikrarlı şekilde heba etmek için programlanmışız sanki. İnsanoğlu gerçekten tuaf. Her şeyin telafisi olsada zamanın olmayacağına kanaat getirmemiz gerekir, ahir zamandayız her saniyemiz değerli. Öyleki yazmaya başladıgımdan beri  bile o kadar zaman geçtiki dünyada bazı şeyler değişti. Belkide bir çok şey değişti. Belkide gitmek için hazırlanıyor gençlik nimeti gibi. Hiç olmadığı kadar,hiç sanmadığımız kadar hızlı. Bu kararsız ortamda karar verme aşamasında  ziyan ediyoruz işte zamanı. Çünkü önceliklerimiz gün geçtikçe değişiyor. Tek değişemeyen ve hep azalan zamanımız. Farkına varana kadar geçicek zamanı da işin içine katarsak bir hayli zor olacak her şey.Gelmedi mi artık zamanı ? Vakit ona sığınma vakti değil mi ? O halde koşalım vaktin hükümdarına...

9 Mayıs 2017 Salı

Geliyoruz

Bu şarkı burda bitmez.Yine çalar o mahur beste.Kalbimizi diri tutalım.Sadık kalabilmenin imtihanını verirken şu zamanda.Sevdamızı ve inancımızı tazeleyelim. Vakit fetih vakti. Heycanımız yeni bir dünya kurma idealine erişmek olsun.Yolumuz uzun,işimiz çok,zamanımız kısa. Vereceğimiz mücadeleler güzel günlerin habercisi olsun.Umut edelim,gayret edelim,sabr edelim. Yaptığımız çalışmaların bereketine erelim.
Özgürlük türküleri yankılansın kulaklarda. Hiç olmadığından fazla çıksın sesimiz. Sesimizin yanıklığı derdimizle harmanlamış davamız gibi olsun.Omuz omuza verelim,Allah için sevelim. İnsanlığa kanıtlayacağımız bir adil düzen mücadelemiz var. Daha sıkı sarılalım birbirimize. Bizi kimse engelleyemesin bölemesin susturamasın. İnadına iyilik için çarpışalım fitnelerle. Bundan gayri ne olabilir ki ? Bir hayat amacımız var oda hakkın batıla galip gelmesine vesile olabilmek. Bunun haricindekiler gelip geçici hevesler olsa gerek. Bir yükümüz var. Ne kadar ağır olsada ne kadar zor olsada yılmamamız gereken bir yük. Bizi bekleyenler var. Bizim yolumuzu gözleyenler var. Bizi görmeden sevenler,kardeş bilenler var. Onlar için ve bütün insanlık için iyiliğin dünyaya hakim olabilmesi için çalışmalar yapma zorunluluğumuz var. İstikamet üzerine olmalıyız. Pes etmemeliyiz, bunca sebeb varken. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın demek geliyor içimden. Dönmek yok. Yolun sahibi bu kutlu kervanın yar ve yardımcısıdır. Yeni fetihlere hergün yeni insalara erişmek için yollara düştük geliyoruz. Ve geliyoruz...

8 Mayıs 2017 Pazartesi

İnsanız

İnsanız.Yaşıyoruz.Mesela Antartikadayız.Mesela Afrikada.Mesela Avrupadayız.İnsanız ve her yerdeyiz.Çeşit çeşitiz.Irkımız, ten rengimiz farklı.İnanclarımız,kültürlerimiz farklı.Gün geçtikçe artıyor sayımız.Gün geçtikçe daralıyor zamanımız.
İdrakine varmamız gereken o kadar çok şey var ki,hangi birinsinde başlasak şaşırmışız.Hatalar yapmışız,düzeltmeye çalışmışız,yine hatalar yapmışız, düzeltmemişiz.Böyle  bir hayat sürüyor haldeyiz.Kah takılıp düşmüşüz,kah koşmuşuz,kah yorulmuşuz.Hep bir akış halinde olan dünyanın muhtelif yerlerinde mekan tutmuşuz. Kimimiz zengin,kimimiz fakir. Kimimiz çalışkan kimimiz tembel.Kimimiz iyi,kimimiz kötü. Böyle devam ediyor halde hayatımız.
İnsanız.Ne isek oyuz.Neye layık isek o çıkıyor karşımıza. Kimle beraber isek onunla haşr oluyoruz. Hatalar,doğrular,kararlar,kararsızlıklarla bizi biz yapan her şeyle biz insanız.
Evet,insanız ve imtihan dünyasındayız.Seçimlerimizle ve yaptıklarımızla kazanacak veya kaybedeceğimiz bir ömrümüz var. Ve ömrümüzün sonunda bizi bekleyen mutlak hakikat olan ahiretimiz var. Bunlarda gececek herkes bu diyardan göçecek meselenin onur ve halisiyet olduğunun idrakine varanlara selam olsun...

5 Mayıs 2017 Cuma

Zaman

Her şeyin telafisi olur da,ya kaybedilen zamanın olur mu? Başta üzülüyorsun ama alışınca geçiyor diyorlar. Evet geçiyor,zaman ve mekan kavramları bizden bir şeyler koparırken yokluğada alıştırır oldu. Kaybımızın büyüklüğüne göre acımız. Sana git demeyeceğim,kal demekte gelmiyor içimden felsefesi bizim sonumuzu belirleyen cinsten. İçimiz hep hoşcakal ülkesi dizesi ile kendimizden sürekli bir şeyleri veda etmeye alışır hale gelmişiz. Gerçekten kaybediyoruz ama umrumuzda olan bir şey varsa gösterecek durumda bile değiliz. Kayıplar sarmış her yanımızı. Beterin beteri vardır ya hani bu olanlara alışmamızda bu hikayenin hazin sonu. Kaybetmek bir hayat tarzı olduğundan beri dünya tersine dönüyor aslında ama biz hala aynı yerlerde bağlanıp kalmışız. Batıyor yaşantımız ve seyirciyiz olanlara.Kaybediyoruz ama afilli kaybetme dizeleri ile normaleştirme cabalarındayız. Zamanın kıymetini galiba ölünce anlayacağız. Çünkü ölülerin sessizliği bunu tastikleyecek cinsten. Fakat bir tek öldükden sonra telafisi yok bunun. Zaman ne olursa olsun telafisi tam manası ile olmasada zaman ve mekanın mutlak hakimi bize hep bir imkan vermenin rahmetinde. Onun lütfu geniş ama bizi bu yoldan döndürecek olan seçimlerimiz.  Aksi halde tövbe kapısı hep açık yeter ki yanlışlardan dönelim. Alışıla gelmiş kayıp dolu hayat mı ? Yoksa af kapısı mı ? Seçim bizim kaybedilen ve kaybetme ihtimali olan zamanda,kazandığımız ve kazanacağımız zamanda bizim.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Bir Kalbimiz Var

Kalabalıklara doğru koşuyorum.Durmadan nefes nefese kalana kadar.Hiç olmadığı kadar garip bir şey var çehrelerde.Bir ümitsizlik,bir korku,bir endişe.Ama bu olanlar önceki olan şeyler gibi değil.Bunlar rızık kaygısı,günü kurtarma bocalamaları.Kalabalıklar rızkı veren hüdayı çoktan unutmuş,kula minnnet eyler olmuş.Dünyanın güzel bir yer olduğunu söyleyebilir misiniz ? Veya olanlara karşı bir duruşunuz var mı ? Her şeye karşı tepkisiz kalıyoruz.Toplumumuz ve insanlık, hayrına olmayacak şeylere karşı normaleştiriliyor.Ters giden bir şeyler var.Zaman hariç hiçbir şey yolunda gitmiyor.Her şeyi sineye çekti bu bedenler.İçimiz kurudu da bir bardak suya hasret kaldık.Garip şeyler oluyor,ahir zaman deyip geçemeyeceğim kusura bakmayın.Bir şeyleri düzeltecek akla,doğru kararlar verebilecek iradeye sahibiz.Hiçbir zaman kaybettik bırakın gidiyoruz diyecek kadar onursuz olmadık.Olanlara kaderimse çekerim bakışı ile bakmayın.Beşer şaşar diyerek şaşıda olmayın.Bize emanet olan bir dinimiz var.Ona sahip çıkarsak düzlüğe çıkarız.Aksi takdirde bahaneler içinde boğulur kalırız.Her şeyi değiştirecek bir kalbimiz var.Tam sol yanımızda hala atar halde...

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Kardeşlik

Vefanın simgesidir bizde kardeşlik.Omuz omuza verilince pekişir.Aynı istikamette yürümenin adıdır.Saflar sıkılılaşınca belirginleşir.Sadece iyi günün değil kötü gününde,düşeninde yanında belirmektir kardeşlik.Bazen acı söylemektir,bazen bir tebessümdür.Bazen sebepsiz ezgi ve marşları birlikte sesin kısılana kardar söylemektir.Bizde insan kendini yanlız hissetmez,yanlız kalmakta istemez.Derdini açacağı hep birileri vardır.Kah demli çay olur,kah Ahmet Mehmet.Birliğin,dirliğin tahsisinin alt yapısıdır.Aynı davanın zirve noktasıdır.Tanımadan bile 40 yıldır tanıyormuş gibi davranmaktır bizde kardeşlik.Derdine derman,üzüntüne teselli,sevincine sevinçtir.Menfaatsiz sevmenin adıdır.Yarı yolda koymaz,kardeşi için yaşamanın onurudur.Allah için sevmenin şuurudur.Herkesin aradığı,arayıpta bulmadığı manadır bizde kardeşlik.Mayadır,ruh köküdür.Bizi biz yapan,buralara bağlayan bağdır.Yeni bir besmele ile bütün dünyayı kucaklamanın adıdır.Esası sevgiye ve maneviyata dayanır.Hep bir güzeli arayıştır kardeşlik.Hoş bir sedadır.Bizde çok tanımı,birçok manası vardır.Şimdi iç çekmeyeceğim,darda da kalmadım.Sadece bir şeyler söylemek istedim.Bizde kardeşlik yük olmaz yük alır.Bizde kardeşlik esas olandır.

2 Mayıs 2017 Salı

Bu Düzen Değişecek

Bir şeylerin değişeceğine inanıyoruz.Bizim çalışmalarımızın hedef noktası sayılar yüzdelik hesaplar değil bütün insanlık.Mesela bir duruşumuz ve tutumumuz var.Bu bizi biz yapan temel mefumdur.Bu yüzden hiçbir zaman anlık kararlar vermiyoruz .Her zaman insanlığın faydasına olacak çalışmaların üzerinde emeğimiz ve desteğimiz oluyor.Biz keyfimize uygun hareket etmiyoruz.Birileri sevinecek diye yanlış bir şeyi doğru olarak dile getiremiyoruz.Birileri mutlu olacak diye kalp kırmıyoruz.Ülke menfaati kılıfı ile müslüman coğrafyalardan bir haber olmuyoruz ve Amerika'yı İsrail'i müttefik olarak görmüyoruz.Avrupa Birliği'ni bir medeniyet ekolü olarak örnek almıyoruz.Aldatmadık,aldatmıyoruz.Aldanmadık,aldanmıyoruz.Gösteriş icin bunca çalışmaları yapmıyoruz.Bir gayemiz var oda insanı sömüren bu sistemi değiştirmektir.Buda bizim inancımızın temelidir.Meselenin merkezine insan ve adaleti koyarak bu eksende çalışmalar yapıp güzel olana insanları davet ediyoruz.Tekrar söylüyoruz BU DÜZEN DEĞİŞECEK...

1 Mayıs 2017 Pazartesi

İzzetli Gömlek


Gençlik nişanesi,parıl parıl parlayan bir vazife.Kadim kutlu yürüşün zirvesi.Bir neslin hayatını değiştiren aksiyon.Vizyon ve misyon katan bir eğitim.Sanki seni yetiştiren bir baba,sanki demir ustasının demiri döverek şekil vermesi gibi.Kardeşi için yaşayanların,son parası ile de çay ısmarlamanın ve o çay ile davanı anlatmanın gerekliliği.Hiç tanımadığın birine sanki 40 yıllık dost olma bilinci.Samimiyet ve sevginin temsilcisi olabilme.İzzetli bir gömlek.Rabbinin yardımını hiç başından eksik etmediği bir görev.Hayatımın dönüm noktası.Ağır ve zor bir mesuliyet.Üniversite gençliği ve yaptıkları her şeyin vebali .Her şeyden önce bir abi bir baş olabilme kabiliyeti.Kardeşlerin çok ve dertleri derdin.Geceleri yurda geç girişi bol olan,efkara boğduran bir sevda. Adı Üniversite Başkanlığı. Hamd olsun bize bu lütfu veren Rabbe. Ve daha belirtmediğim belirtemediğim nice olaylar nice duygular.Ne hissediyorsun deselerdi cümleler kuramazdım,iyiki demediler.Unutmadığım unutmayacağım  bir vazifemdi.Rabbim ayaklarımızı istikamet üzere eylesin...