Başlarım ben bir fayda vermez, belki verir bilinmez.
Kelimelere yüklediklerim bir anlam ifade eder belki etmez, karşılık bulur veya
bulmaz. Zor bir devirdeyiz bu net bir şekilde ortada. İnsanların kendini ifade
ederken veya birilerini anlarken zorlandığı ama iletişim çağı dediğimiz bir
zamanın içerisindeyiz. Bunca kolaylıkların ve imkanların olduğu bu zamanda işin
bu derece zor olacağını söyleseler inanmazdık bundan bilmem kaç sene önce. Hayal
ederdik, böyle böyle kolay olacağını tasarlardık ama bilmezdik şimdiyi ve zorlukların
olacağını. Bilmezdik ve durmadan kafamızda kurgulardık. Her kurguladığımız
olsaydı eğer dünya garip bir yer olabilirdi. Her şey olacağına varırmış. Varır
mı? Niye varmasın ki malum herkesin herkesi yanlış anladığı ama yine
söylemekten çekinmeyeceğim vurgulamak hatta tonlamak istediğim adının iletişim
çağı olduğu bir zamanda yaşıyoruz cümlesini söylemeden edemeyeceğim.
Motivasyonlarımız bozulmasın ama maalesef durum bu ve halimiz içler acısı. Bunlar
artık sineye çekilebilir gibi değil çünkü krediler tükenmiş vaziyette. Böyle
tahammülsüz bir ortamda da yaşaması oldukça güç. Çeşitli çekişmelerin, manalı lafların,
bilmiş tavırların, ben bilirim hem de en iyisini gibi komplekslerin insanlara
ilmek ilmek işlendiği bir ortamda yaşamak tekrar yineliyorum elbette güç.
Gereksiz tepkiler ile insanların birbirlerini bastırma çabaları tam manası ile
gereksiz ve bilinmez çünkü bu durumların çok yönlü sebepleri ama şöyle oturup sakince düşündükçe bu bize
çağın gerekliliği gibi olarak sunulmuş bunu da açık bir şekilde görebiliyoruz. Ve
bunun adını koymak için gecikmemişler. Adını da kendin için yaşa koymuşlar. Ne
kadar rahat bir yaşama şekli, kendin için yaşayanların, menfaat uğruna oluşan
yapıların, kısa süreli ilişkilerin ve dostlukların var olduğu bir dünya. Had
bilmezleri bol, kalp kırmayı hobi haline getirmiş insanları bol bir dünya.
Kimse önemsemiyor nedense, bu olanların bir karşılığı olmamaya doğru, yok
olmaya doğru gidiyoruz. İşin enteresan kısmı ise kimsenin sesinin çıkmıyor
olması ve bu durum üzerinden ajitasyon yapması ise ilginç bir mesele olduğunu
alenen gösteriyor. Bununla birlikte farklı bir metot olarak bu olayları görmezden
gelenlerin sayısı da git gide artıyor. Görünen köy kılavuz istemez. Her şey
açık ve net şekilde gözler önünde. Sindiremediklerimiz alenen insanlara
yansımakta, yansıtılmakta. Hal böyle iken çağın böylesine can sıkıcı olmasının
müsebbiplerini aramak için çok uzaklara da gitmeye gerek yok açıkçası. Hepimiz
potansiyel suçluyuz. Bu bir günah çıkarma ayini gibi anlaşılmasın. Üslubum
gereğidir, durum tespiti yaparak başlarım ve her zaman çözüm mahiyetinde
söyleyeceğim şeyler olur. Ne kadar haddimedir bilmem ama görüşlerimi herkes
gibi belirtip insanlara aktarmayı severim. Konu ile iç içe bu söylediklerim
sanki kopmuş gibi görünebilir ama yazmakta bir iletişim şeklidir. Bunun için
kısmi bir çare olarak üstüne burada üstüne basa basa yine yeniden iletişim
çağında olduğumuzu yineleyerek içimi şuraya dökeyim. Kalp kırmaktan imtina
ederim. Çağın fotoğrafını çekebilmek adına cümlelerim ile betimleme yapayım. Öncelikle
yapılacaklar için hiçbir zaman geç olmadığını belirtmek isterim, bu yüzden en
başta umut etmeyi aklımızdan çıkarmamak gerek. Umut ile her şeyin aşılacağı
kanaatindeyim. Ardından tahammülsüzlük duvarını hoş görü ile aşılması gerektiği
düşüncesindeyim. Güzel bir dünyanın olacağını umut edenler elbette ki hoş görü
noktasında sorun yaşamayacaklardır. Acizane reçetemiz bu şekilde kendini bulmuş
oluyor. Ama unutmadan işin en temelinde sevgi yatıyor. Bir şiir dizesindedir,
dünyayı iyilik ve güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
Umut edelim, hoş görelim, sevelim, sevilelim elbette ki güzel bir dünya
mümkündür. Bunun için çaba ve gayret sarf edelim. Bundan ötesi zaten olanları
seyretmekle devam edecektir. Yapılacaklar yapılsın sonrası bu kısmına erişmek
olacaktır. Yükümüz kardeşlik olsun, güzel günler bizim olsun.
28 Aralık 2018 Cuma
5 Aralık 2018 Çarşamba
MÜSLÜMAN GENCİN SOSYAL MEDYASI
Sosyal medya, dünyada git gide
popülerleşen ve sürekli yeni akımları ile güncelliğini yitirmeyen bir mecra
haline geldi. Bunun en büyük sebebi
kolay ulaşılabiliyor olması nedeni ile cep telefonlarına kadar indirgenmesi ve
cep telefonu kullanımının sıklaşması ve herkes tarafından benimsenmesidir. Her
geçen gün ahlaksızlık dozajının arttırıldığı ve olanlar karşısında yapılanları
normalleştirildiği, hatta ciddi eğiliminin olduğu, bize de empoze edilmesi adına
adım adım ilerlendiği görülmektedir. Böyle kaygan bir zeminde ayakta
kalabilmek, bu mecraların nasıl kullanılacağına dair örnek olmak, biz Müslüman
gençlere düşmektedir.
Sosyal medya elbette kullanım
olarak hepimizin kullanma hakkı olduğu bir alandır. Lakin kullanırken ilk
dikkat etmemiz gereken şey ise zamandır. Kesinlikle çoğu vaktimizi bu alanda
geçirmemeliyiz. Bu konuya bir hadis ile örnek verecek olursak Resulullah ; Beş
şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil; İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hasta
olmadan önce sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyetten önce
boş vaktin ve ölmeden önce hayatın (Buhârî ve Müslim) buyurmuştur. Bu hadiste de ilk olarak zaman
vurgusunun yapılması bu noktada önemlidir. Zaman en kıymetli varlığımızdır.
Telafisi olmayan tek şeydir bu yüzden kıymeti bilinmelidir. Zamandan sonra dikkat
etmemiz gereken şey ise sosyal medyadaki haramlardan sakınmaktır. Bilinmektedir
ki, zina denilen büyük günah artık daha kolay bir şekilde sosyal medyada sergilenmektedir. Ve yine gün geçtikçe bu
günah daha da kolay bir hal almaktadır. Sosyal medya hesaplarımızda
istemediğimiz şekilde çeşitli sebepler neticesinde hiç beklemediğimiz anlarda
karşımıza çıkmaktadır. Zina sadece cinsi münasebet neticesinde değil, bizi bu
günaha sürükleyen her azamız ile yapacağımız bir günah halindedir. Yüce Allah
(cc) kuranda; Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret
yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da zinetlerini göstermesinler,
başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!" (Nur 31). Bu ayette ilk
vurgusu yapılan duyu organımız olan gözümüz aslında sosyal medyaya olan bir
atıf gibidir. Bu nedenle hayatımızın her alanında dikkat edeceklerimiz sosyal
medya hesaplarımızı ve kullanımımızı da kapsamaktadır. Bu yüzden sosyal medyada
bu kadar kolaylaşan ve çok sık karşımıza çıkma olasılığı olan bu duruma karşı
dikkatli olmalı gözlerimizi harama bakmaktan sakındırmalıyız. Bir diğer husus
ise ailevi, kişisel olan mahremlerimizi sosyal medyada paylaşmamamız ile
ilgilidir. Bilmeliyiz ki mahremimiz kimsenin alakadar olmayacağı her ne olursa
olsun bilmemesi gerektiği şeylerdir. Sevgili peygamberimiz; Utanmadıktan
sonra dilediğini yap!’ (Buhârî, Edeb, 78; Ebu Dâvûd, Edeb, 6) buyurmuştur.
Bu hadis ile hayanın ve utanma duygusunun önemi ortaya çıkmaktadır. Utanma
duygusu olmadıktan sonra mahrem noktadaki ölçüler ortadan kalkacağı aşikardır.
Sosyal medyanın da bir gerçek hayat paralelinde bir dünya kabul edersek
mahremiyet noktasında bu ölçüleri hiçe sayacak paylaşımlar yapmakta yine
çeşitli noktalarda günah kapısını ardına kadar aralayacaktır. Bunun için bu tarz
ahlaki noktada uygun olmayan davranışların burada da yapılmaması gereklidir. Karşımıza
çıkan haram şeyler gibi, bizimde buna sebebiyet verecek mahremlerimizi kim
olursa olsun açığa çıkarmamız, insanların önüne sermememiz gerekir. Yine
Müslüman bir gencin sosyal medyada paylaştığı paylaşımların kötü bir şeye
vesile olmaması, üslup olarak da kırıcı ve ayrıştırıcı olmaması gerekir. Yüce
Allah (cc); Kullarıma söyle, en güzel sözü söylesinler! ” (İsrâ,
17/53) buyurmuştur. Her ne olursa
olsun sosyal medyada bile en güzel sözlerle, fitneye mahal vermelidir. Bu gibi mecralarda fitne kaynağının çok ve
hızlı şekilde yayılması nedeni ile buna vesile olmak ağır vebaldir. Yine
herhangi bir paylaşımda fitneye mahal vermemek adına sağlam kaynağa dayanmayan
bilgilerle hareket etmemek en doğru hareket olacaktır. Üslup noktasında kırıcı
ve kötü sözlerden kaçınmak en doğru olan hareket olacaktır.
Çeşitli yönleri ile sosyal medyada tıpkı gerçek hayattaki gibi birçok
olay ve olguyu içinde barındırmaktadır. Bize düşen ise bu mecrada da bize
yakışan Müslümanca duruşumuzu sergileyip örnek bir insan olabilmektir.
Zamanımızı güzel kullanmayı, günahlara vesile olmamayı bu mecrada da kendimize
şiar edinmeliyiz. Böylelikle tam manası ile bir Müslüman gencin örnek bir
sosyal medya kullanımına vesile olur hayr ile anılırız. Her alanda iyilikleri
yaymak ve kötülükleri def etmek bizim en önemli vazifemizdir. Vazifemizi bilip
gereğini yapmak ise boynumuzun borcudur, bu borç sosyal medyamızı da
kapsamaktadır. Her yerde örnek olalım, hayırda yarışalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)