28 Aralık 2018 Cuma

ZAMANLARIN BİRİNDE



Başlarım ben bir fayda vermez, belki verir bilinmez. Kelimelere yüklediklerim bir anlam ifade eder belki etmez, karşılık bulur veya bulmaz. Zor bir devirdeyiz bu net bir şekilde ortada. İnsanların kendini ifade ederken veya birilerini anlarken zorlandığı ama iletişim çağı dediğimiz bir zamanın içerisindeyiz. Bunca kolaylıkların ve imkanların olduğu bu zamanda işin bu derece zor olacağını söyleseler inanmazdık bundan bilmem kaç sene önce. Hayal ederdik, böyle böyle kolay olacağını tasarlardık ama bilmezdik şimdiyi ve zorlukların olacağını. Bilmezdik ve durmadan kafamızda kurgulardık. Her kurguladığımız olsaydı eğer dünya garip bir yer olabilirdi. Her şey olacağına varırmış. Varır mı? Niye varmasın ki malum herkesin herkesi yanlış anladığı ama yine söylemekten çekinmeyeceğim vurgulamak hatta tonlamak istediğim adının iletişim çağı olduğu bir zamanda yaşıyoruz cümlesini söylemeden edemeyeceğim. Motivasyonlarımız bozulmasın ama maalesef durum bu ve halimiz içler acısı. Bunlar artık sineye çekilebilir gibi değil çünkü krediler tükenmiş vaziyette. Böyle tahammülsüz bir ortamda da yaşaması oldukça güç. Çeşitli çekişmelerin, manalı lafların, bilmiş tavırların, ben bilirim hem de en iyisini gibi komplekslerin insanlara ilmek ilmek işlendiği bir ortamda yaşamak tekrar yineliyorum elbette güç. Gereksiz tepkiler ile insanların birbirlerini bastırma çabaları tam manası ile gereksiz ve bilinmez çünkü bu durumların çok yönlü sebepleri  ama şöyle oturup sakince düşündükçe bu bize çağın gerekliliği gibi olarak sunulmuş bunu da açık bir şekilde görebiliyoruz. Ve bunun adını koymak için gecikmemişler. Adını da kendin için yaşa koymuşlar. Ne kadar rahat bir yaşama şekli, kendin için yaşayanların, menfaat uğruna oluşan yapıların, kısa süreli ilişkilerin ve dostlukların var olduğu bir dünya. Had bilmezleri bol, kalp kırmayı hobi haline getirmiş insanları bol bir dünya. Kimse önemsemiyor nedense, bu olanların bir karşılığı olmamaya doğru, yok olmaya doğru gidiyoruz. İşin enteresan kısmı ise kimsenin sesinin çıkmıyor olması ve bu durum üzerinden ajitasyon yapması ise ilginç bir mesele olduğunu alenen gösteriyor. Bununla birlikte farklı bir metot olarak bu olayları görmezden gelenlerin sayısı da git gide artıyor. Görünen köy kılavuz istemez. Her şey açık ve net şekilde gözler önünde. Sindiremediklerimiz alenen insanlara yansımakta, yansıtılmakta. Hal böyle iken çağın böylesine can sıkıcı olmasının müsebbiplerini aramak için çok uzaklara da gitmeye gerek yok açıkçası. Hepimiz potansiyel suçluyuz. Bu bir günah çıkarma ayini gibi anlaşılmasın. Üslubum gereğidir, durum tespiti yaparak başlarım ve her zaman çözüm mahiyetinde söyleyeceğim şeyler olur. Ne kadar haddimedir bilmem ama görüşlerimi herkes gibi belirtip insanlara aktarmayı severim. Konu ile iç içe bu söylediklerim sanki kopmuş gibi görünebilir ama yazmakta bir iletişim şeklidir. Bunun için kısmi bir çare olarak üstüne burada üstüne basa basa yine yeniden iletişim çağında olduğumuzu yineleyerek içimi şuraya dökeyim. Kalp kırmaktan imtina ederim. Çağın fotoğrafını çekebilmek adına cümlelerim ile betimleme yapayım. Öncelikle yapılacaklar için hiçbir zaman geç olmadığını belirtmek isterim, bu yüzden en başta umut etmeyi aklımızdan çıkarmamak gerek. Umut ile her şeyin aşılacağı kanaatindeyim. Ardından tahammülsüzlük duvarını hoş görü ile aşılması gerektiği düşüncesindeyim. Güzel bir dünyanın olacağını umut edenler elbette ki hoş görü noktasında sorun yaşamayacaklardır. Acizane reçetemiz bu şekilde kendini bulmuş oluyor. Ama unutmadan işin en temelinde sevgi yatıyor. Bir şiir dizesindedir, dünyayı iyilik ve güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey. Umut edelim, hoş görelim, sevelim, sevilelim elbette ki güzel bir dünya mümkündür. Bunun için çaba ve gayret sarf edelim. Bundan ötesi zaten olanları seyretmekle devam edecektir. Yapılacaklar yapılsın sonrası bu kısmına erişmek olacaktır. Yükümüz kardeşlik olsun, güzel günler bizim olsun.

5 Aralık 2018 Çarşamba

MÜSLÜMAN GENCİN SOSYAL MEDYASI


Sosyal medya, dünyada git gide popülerleşen ve sürekli yeni akımları ile güncelliğini yitirmeyen bir mecra haline geldi.  Bunun en büyük sebebi kolay ulaşılabiliyor olması nedeni ile cep telefonlarına kadar indirgenmesi ve cep telefonu kullanımının sıklaşması ve herkes tarafından benimsenmesidir. Her geçen gün ahlaksızlık dozajının arttırıldığı ve olanlar karşısında yapılanları normalleştirildiği, hatta ciddi eğiliminin olduğu, bize de empoze edilmesi adına adım adım ilerlendiği görülmektedir. Böyle kaygan bir zeminde ayakta kalabilmek, bu mecraların nasıl kullanılacağına dair örnek olmak, biz Müslüman gençlere düşmektedir.
Sosyal medya elbette kullanım olarak hepimizin kullanma hakkı olduğu bir alandır. Lakin kullanırken ilk dikkat etmemiz gereken şey ise zamandır. Kesinlikle çoğu vaktimizi bu alanda geçirmemeliyiz. Bu konuya bir hadis ile örnek verecek olursak Resulullah ; Beş şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil; İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölmeden önce hayatın (Buhârî ve Müslim) buyurmuştur. Bu hadiste de ilk olarak zaman vurgusunun yapılması bu noktada önemlidir. Zaman en kıymetli varlığımızdır. Telafisi olmayan tek şeydir bu yüzden kıymeti bilinmelidir. Zamandan sonra dikkat etmemiz gereken şey ise sosyal medyadaki haramlardan sakınmaktır. Bilinmektedir ki, zina denilen büyük günah artık daha kolay bir şekilde sosyal medyada  sergilenmektedir. Ve yine gün geçtikçe bu günah daha da kolay bir hal almaktadır. Sosyal medya hesaplarımızda istemediğimiz şekilde çeşitli sebepler neticesinde hiç beklemediğimiz anlarda karşımıza çıkmaktadır. Zina sadece cinsi münasebet neticesinde değil, bizi bu günaha sürükleyen her azamız ile yapacağımız bir günah halindedir. Yüce Allah (cc) kuranda; Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da zinetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!" (Nur 31). Bu ayette ilk vurgusu yapılan duyu organımız olan gözümüz aslında sosyal medyaya olan bir atıf gibidir. Bu nedenle hayatımızın her alanında dikkat edeceklerimiz sosyal medya hesaplarımızı ve kullanımımızı da kapsamaktadır. Bu yüzden sosyal medyada bu kadar kolaylaşan ve çok sık karşımıza çıkma olasılığı olan bu duruma karşı dikkatli olmalı gözlerimizi harama bakmaktan sakındırmalıyız. Bir diğer husus ise ailevi, kişisel olan mahremlerimizi sosyal medyada paylaşmamamız ile ilgilidir. Bilmeliyiz ki mahremimiz kimsenin alakadar olmayacağı her ne olursa olsun bilmemesi gerektiği şeylerdir. Sevgili peygamberimiz; Utanmadıktan sonra dilediğini yap!’ (Buhârî, Edeb, 78; Ebu Dâvûd, Edeb, 6) buyurmuştur. Bu hadis ile hayanın ve utanma duygusunun önemi ortaya çıkmaktadır. Utanma duygusu olmadıktan sonra mahrem noktadaki ölçüler ortadan kalkacağı aşikardır. Sosyal medyanın da bir gerçek hayat paralelinde bir dünya kabul edersek mahremiyet noktasında bu ölçüleri hiçe sayacak paylaşımlar yapmakta yine çeşitli noktalarda günah kapısını ardına kadar aralayacaktır. Bunun için bu tarz ahlaki noktada uygun olmayan davranışların burada da yapılmaması gereklidir. Karşımıza çıkan haram şeyler gibi, bizimde buna sebebiyet verecek mahremlerimizi kim olursa olsun açığa çıkarmamız, insanların önüne sermememiz gerekir. Yine Müslüman bir gencin sosyal medyada paylaştığı paylaşımların kötü bir şeye vesile olmaması, üslup olarak da kırıcı ve ayrıştırıcı olmaması gerekir. Yüce Allah (cc); Kullarıma söyle, en güzel sözü söylesinler! ” (İsrâ, 17/53) buyurmuştur. Her ne olursa olsun sosyal medyada bile en güzel sözlerle, fitneye mahal vermelidir.  Bu gibi mecralarda fitne kaynağının çok ve hızlı şekilde yayılması nedeni ile buna vesile olmak ağır vebaldir. Yine herhangi bir paylaşımda fitneye mahal vermemek adına sağlam kaynağa dayanmayan bilgilerle hareket etmemek en doğru hareket olacaktır. Üslup noktasında kırıcı ve kötü sözlerden kaçınmak en doğru olan hareket olacaktır.




Çeşitli yönleri ile sosyal medyada tıpkı gerçek hayattaki gibi birçok olay ve olguyu içinde barındırmaktadır. Bize düşen ise bu mecrada da bize yakışan Müslümanca duruşumuzu sergileyip örnek bir insan olabilmektir. Zamanımızı güzel kullanmayı, günahlara vesile olmamayı bu mecrada da kendimize şiar edinmeliyiz. Böylelikle tam manası ile bir Müslüman gencin örnek bir sosyal medya kullanımına vesile olur hayr ile anılırız. Her alanda iyilikleri yaymak ve kötülükleri def etmek bizim en önemli vazifemizdir. Vazifemizi bilip gereğini yapmak ise boynumuzun borcudur, bu borç sosyal medyamızı da kapsamaktadır. Her yerde örnek olalım, hayırda yarışalım.