Ülkemiz, dünya, insanlık, hayvanlar, bitkiler, virüsler, bakteriler, canlı olan her şey ama her şey bir yolun yolcusudur. Onca yaşanlar , her nerde ne şekilde olup bitenlerle devam etmektedir. Hayaller, planlar, gelecek neler getirecek diye düşünürken bir anda hiç hesapta olmayan durumların cereyan etmesi ve öylece kalakalmışlıklarımız oluyor ve olmaya devam ediyor. İşte tam olarak bir tefekkür boyutuna geçiş, onca yoğun tempo arasından sıyrılma, duraklama hatta bir dinlenme biraz olsun hayatın gayesini, bizlerin hem insan, hemde bir müslüman olarak üzerimizdeki sorumlulukları gözden geçirmemize imkan sağlayacaktır.
Fanilik, vakti geldiğinde var olduğu bütün ilişkilerden bağını kopartıp gitmektir. Misal, zaman belkide saliselerin saniyelerden, saniyelerin dakkalardan, dakkaların saatlerden kopuşu verebileceğimiz en büyük örnektir. Çepe çevre kuşatılmışız. Unutmamak gerekir. Bedenimizden, yaşadığımız zamana, bulduğumuz Dünya’ya kadar fanilikler ile donatılmışız. Ne kadar da gelip geçer , durmaksızın akan bir nehir gibi her daim bir hareketliliğin tam ortasında ayak uydurur haldeyiz. Ayak uyduramadığımız an işte burdaki mühletimizi doldurduğumuzun kanıtıdır. Düşünmek sadece ve sadece düşünmek gerisinin geleceği kesin ve nettir.
Hal böyle iken önem arz etmektedir.
Düşünmek, başta kendimizden başlayarak, çevremizden olup bitenleri, sonrasında ülkemiz ve en son dünyamızda olanları incelemek her hali ile pay çıkarmak gerekmektedir. Eyleme geçmek, düşünceler eyleme döküldüğünde tesirini gösterir bunun için eyleme dökülmeyen her düşünce ölü olarak doğar. Ve önem arz etmektedir. Ve en önemlisi aklımızı ve bedenimizi kiraya vermemek büyük önem arz etmektedir. Düşünelim, harekete geçelim ve aklımız ile bedenimizi kiraya vermeyelim. Son olarak dünya fani, ölüm ise hep ani ve hazırlıksızdır bunuda aklımızın bir köşesinde her zaman bulundurmamız gerekmektedir. Ötesi o büyük günün bekleyişi ve hasat vaktidir, ebediyetin gelişidir.