25 Haziran 2017 Pazar

Bayram O Bayram Ola

Bilmiyorum kaç senedir ama bayramlar bir durgun geçiyor. Mahallenin en son haylaz çocukları bizmiydik yoksa. Çocuk sesleri elini eteğini çekmiş sokaklardan. Bir tarafta patlıyan mantar tabancalar, torpiller, kız kaçıranlar, harçlıkları deli gibi yiyeceklere yatıran nesil yok artık. Sonuncusu bizmiydik diye övünsem mi yoksa üzülsek mi bilemedim. Hakikaten yok ama. Cadde üzerinde evimiz olmasına rağmen çift kale maç yapan çocuklardık biz. Ne olduda sokaklardaki oyunlar misyonunu tamamladı ve çocukça düşüncelerden, bedenlerden sıyrılır oldu ? Bayramların bu zamandaki en büyük eksikliği bu galiba, sokaklardaki çocuk cıvıltısı. İnarnır mısınız artık kapı kapı gezen şeker toplayan çocuklar bile yok. Zamanla biz ve her şeyimiz  değiştiriyor. Artık bayram tatilleri akraba ziyaretleri yerine bir tatil kaçamağı bile oldu hatta artık. Karl Max'a hak vermiyor değilim. Üretme ve tüketmek bütün benliğimize işlemiş ve maddiyatçı, materyalist bir yapıya bürünmüşüz. Bir çocuğun tebessümü, bir baş okşama bir el öpme ar edilecek boyutlara taşınmış. Üzülmemek elde değil. Aslında bu olanlar bayrama has bişeyde değil sadece 12 ayın 1 ayı böyle değil veya ne bileyim 365 günün 30 günü falanda böyle değil. Yılın her saati, her günü her haftası, her ayı bu durumda. Materyalist olmuşuz, bir çikolata ile ağzımız tatlansa işte o çikolatanın mutluluk hormonlarımızı harekete geçirse bile ne fayda ? Biz şeker koleksiyonu yapan çocuklardık zamanla sürüklendiğimiz yerler pek iç açıcı değil. İşi ilk adımı maneviyata yönelme eğilimi içerisine girebilme gerisi gelecektir. Öyle umuyoruz, külümüz üflense altından maneviyatımız çıkar köklü kültürümüz çıkar. Bayram temennim bunu idrakine varıp ömrümüzün her anını buna göre devam ettirmek. Bayram o bayram ola. Hayırlı bayramlar.

24 Haziran 2017 Cumartesi

Şimdi Değilse Ne Zaman ?

Şimdi olmazsa ne zaman ? Ertelemek üzere sonra görüşürüz. Kayıplardayız. Cesaretimiz yok yine içimize kapanmışız. Çekiniyoruz kendimizden bile, kendimize bile kaçamak cevaplar verir olmuşuz. Ötesi berisi yok, galiba hepatit üşengeçlik virüsü kol geziyor coğrafyamızda. Bu coğrafyaların insanları artık neye kanaat getireceğinin farkında değil. Hava sıcak acaba güneş mi başımıza geçti ? Ne bileyim kafamıza saksı mı düştü bir pencereden ?  Geçme geçme kardeşim namert köprüsünden bitirirsin insanlığı örtersin cümlesinin üstüne kara toprakları. Israrla hep bir geri adım atma ilk engelde cayma, hatta bir engel belirtisinde bile bak bak gördün mü ? O işler öyle olmuyor ustaaa replikleri ile hayatımızı devam ettirir haldeyiz.
Bir şeyleri yanlış anlamış olacağız, hak ortaya çıkınca Erdal Bakkal abimiz gibi bana böyle söylenmedi gibi tepkiler verebiliyoruz. Veya kardeşim banane ya o ilk adımı atsın sonra ben atarım gibi böyle beklemelik böyle ne bileyim herkesin birbirini beklediği kısır döngü içine girdik. Daha çok bekleriz, İsmail abinin kuru yük gemisi gelir ama biz bu bekleyişle daha çok bekleriz. Hiç beklemediğimiz ölüm bizi bulur sonra halimiz nice olur işte. Gerçekten bazı şeyleri bildiğimiz halde bile çok anlamsız tepkiler veriyoruz, kazanacağımızı bile bile mağlup oluyoruz. Abi haydi iki top çevirelim sitemli ilerliyelim,yok daima yana pas bu ümmetin direncini kırıyor. Ya bu milletle bir yere varılmaz, ya biz haddimizi bilelim bizim önümüzü keserler, ya dünyayı ben mi kurtaracağım ? Boş ver. Aksiyon eksikliği vücut direncini düşürür uzman cihad doktorları uyarıyor.Hakiki manada hayatımızın her alanında aksiyon eksikliğimiz var. Zaman mağralara çekilme zamanı olsaydı ortalık bu kadar fitne ile kaynamazdı. İnanın zaman geri çekilme değil ileri atılma zamanı en azında üstümüze düşeni yapabilme adına çaba sarf edebilme zamanı. Şimdi olmazsa ne zaman ? Haydi düşünün, düşünelim bakalım.

20 Haziran 2017 Salı

Kalbimizde Bir Yara

Gecenin gündüz, gündüzün gece olduğu,saatlarin, dakikaların, saniyelerin akıp gittiği bir mekanın parçasıyız. Zamanın telafisi olmazmış bu yüzden. Geriye bakarken sadece yaptıklarımıza baka kalıyoruz sadece. Yaptığımız hatalar, doğrular hiç bir şekilde değişmiyor. Geçmişi isteyişimiz de tecrübe edilenleri daha iyiye taşıyabilmek adına. Bu yüzden geçmişi yad ederken keşkeler eksik olmaz dilimizde. Keşke onu yapmasaydımlar, keşke söylemeseydimler, keşke daha iyisini yapabilseydimler düşmez dillerden. Hayat bu geçmişi yad ettirir. Aynı kalacak değil ya her şey. Mazi hep yaradır. İyi bir şey bile olsa özletir acıtır, kötü bir şey bile olsa pişmanlıkla acıtır. Yani çocukluk dönemimiz hepimiz dönmek isteriz. Oysa dönsek yine aynı şeylerden öteye gidebilecek miyiz ? Yapılan hataların tekrarlanmayacağını veya kat kat mislinin yapılmayacağının garantisini bize kim verebilir ki ? Sana söylemiştimler keşkeler, keşkeler. Bitmez ki aksine dahada artacaktır. Hayat hatalarla hayattır. Son pişmanlık hiç bir zaman fayda vermemiştir ki, ağızda gevelenen kelimeler dışında. Ver feryadı gitme diyeydim. Feryat figan kalbimiz...


Maziyi hep özliyeceğiz. Her şeyiyle yad edeceğiz. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Zaman geçicek, mekanlar değişecek, bizler değişeceğiz ama unutmayacağız. Unutursak bir kere daha aynı yanılgılar içinde bulacağız kendimizi. İnsanız mazidende sorumluyuz. Estafirullah cümle günahlara. Evet mazi kalbimizde bir yara şimdi. Özlem, hasret kokulu. Mazi bir gül bahçesi aslında, hatta güle baykuş kondurmayın küstürüp soldurmayın bir Ahmet Kaya şarkı dizesi  gibi. Mazi mazi olarak kalsın. Unutursak kalbimiz kurusun. Gelecek bizimdir, tıpkı mazi gibi. Maziden tek fayda çıkarılacak derstir. Yeni temiz sayfalara not düşme vakti artık vakit o vakittir...

15 Haziran 2017 Perşembe

Modernizm İlleti

Öz itibari ile bir kopuş evresine girmiş bulunmaktayız. Kimi önemli aydın olarak nitelendirilen kişiler buna kimlik bulma arayışı ve geçiş evresi olarak görsede, bu duruma kayıtsız kalmak bir müslüman kimliğine sahip  şahsiyete yakışmayan bir tutumdur. Bu gün bu kopuşun tarafında olan kesim ne kadar modernizme ayak uyduruyoruz havası ile hareket etselerde eleştirel bakımdan yaklaşan kesime söz hakkı dahi vermeden radikallik etiketini yapıştırma yarışına girmiş haldeler. Çelişmezlik ve tutarsızlık hat safhada. Gayretin halis olduğu bu tarz faaliyetlerin bir şeyleri dertlenme açısından gelecek adına güzel adımlar olduğunu tabikide zikredebiliriz. Ama gerek sosyal yaşantıda, gerek örf ve adetlere, gerek fıtrata ve mensup olduğumuz İslam dinine göre yapılacak kıyaslamalar ile hareket etmek mecburiyetindeyiz. Çünkü modernlik kisvesi ile bizden hala bir şeylerin götürülme projesi devam eder halde. Hala yalan olarak önümüze sununulan eşitlik denen fitneye kanmak gibi bir zaafımız var insanlık olarak. Bunun yerine baş tacı edeceğimiz bir Adalet mefhumuz var. Herkese kabiliyetine göre hareket edebilmektir temel mesele. Hala batıyı örnek olarak alıyorsak kendimize, maruf davamız islam üzerine yaptığımız bütün çalışmalar faydasızdır. Bu din romantik fantazilere alet olacak bir araç değil, hak olan temel yapı taşları ile bir yaşam tarzıdır. Kendimizi kandırmayalım, zaman değişsede metod değişmedi. Hala öğrendiklerimizle hemen amel etme gibi bir mecburiyetimiz var. Teblig budur, cihad budur, irşad budur. İslam dini kabuk değiştirmez, şekil almaz, şekil verir, tabu yıkar, batılı zelil eder. Güzel olan özümüzdür bizimdir ve bizimle kalsın...

11 Haziran 2017 Pazar

Unuttuklarımız İmtihanımızdır

Unuttuğumuz şeyler var. Dönüp arkamıza dahi bakmadan gittiğimiz şeyler gibi. Aklımızda yer edinmiyor artık. Ansızın hatırlamıyoruz veya hatırlayamıyoruz onları. Görsekte, duysakta, hissetsekte bir mana ifade etmiyor artık onlar bizim için. Belkide 1 dakika öncesinde bir manası vardı. Ama artık yok. Hayat her şartı ile bizlere bedel ödetmeye, yaptıklarımızın sonuçlarını karşımıza çıkarmaya yemin etmiş. Etki tepki gibi dağa bağırsın ya hani yüksek tepelerden sesin yankı yapar işte o hesap. Bizim ona verdiğimizi oda bize aynı şekilde karşılık vererek önümüze koyar. Bu yüzden kötü kararlar verip kötü işler yapıyorsak hayat hep acıdır. Ne eker isek onu biçeriz bu yüzden. Ne yaptıysak bize karşılık olarak hep o verilir,neye layık isek gelir bizi o bulur. Bunu hayatımızın her karesinden örnekler silsilesi ile açıklayabiliriz. Hiçbir zaman kötü bir şeyin sonucu iyiye bağlanmaz. Ondardır ki bir müsibet bin nasihatten iyidir. Nasihat iyidir ama sözde kaldığı için çok etkili olmaz, yaptığımız hatadan doğan musibet ise daha çok etkili olmuştur hep. Hayatın kuralı böyledir. İnsan unutkandır. Ve hep kanan ve şaşıran taraftır. Çoğu kez hatalar yapar hatta aynı hataları üst üste. Bunun cezasını kesen bu sistemin sahibi var elbette. Şartlar böyle ilerliyorken bizim yapabileceğimiz hatayı en aza indirebilme çabası. Kötü şeyleri terk edebilme eğilimi ve gayretidir. Unutucağımız şeyleri tövbe ile tasdiklemek lazım  sonra büyük bir ateş yakıp orda hepsini yakıp kül etmek lazım. Ateş bir cezadır. Çekilecek cezamız var elbette. Hiç kolay olmadı olmayacakta. İmtihanımızı kolay eylesin Cenab-ı Allah...

9 Haziran 2017 Cuma

Vehn

Seven bilir kıymeti. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya kör kütük aşık olanların gözlerine bakın. Yani parlar gözleri. Bu nasıl aşk derdirtir. Bu aşkın katilide tek taraflı olmaz. Hayatını adayanlar var. Kaybedecek bir dünya kaldı, onuda mı kaybedelim ? Hayretli gözler hep seni izler. Şaşılası durum ama girince alışıyorsun. Değişik yollar. Kaptırdığın zaman olayın akışına kendini, kaybedince nokta kadar değeri yok desende ağızdan çıkanlar kaybedenler kulübü edebiyatı oluyor. Ne nefisler var, bitmek bilmiyor. Yani şimdi bir  Theodor Herzl ne yaşadın ? Neyin kafası bu ? Olaylar olaylar ya bu siyonizm hep bir fırıldak. Ama tebrik ediyoruz hepimizin kalbini çaldınız. İlimünati falan yuvarlak masalar baya otantik şekil bir teşkilatsınız. Dereceler falan bağlılık fevkalede. Yani güzel okkalı bir laf edeyim. Gözünüzü toprak doyursun be. Yine hangi sisteme bu insanlığı dişli çarkı ettiniz. Hakikaten ütopik gelebilir ama muazzam bir proje bu. Dünya sevgisi,dünyevilik. Zaman ile nakış nakış iliklere işlemiş. Abi hep bu siyonizm ya, bunun maşaları var bide masonlar. Parsel parsel aldılar dünyayı bunlar. İnsanların alenen dinleri ile kültürleri ile değerleri ile oynadılar. Hem iç hem dış tahribat. Ya ne siyonizmmiş be babacım diye sesler duyuyorum. Yani şimdi faiz var, vaaar, ama alma zorla mı aldırtıyorlar ? Güzel soru yani güzel bir kaçış yolu. Bu imkanın olması bile kötüyken ki bu çoğu şey için geçerli, imkan varken nefis durmaz. Düzen böyle ise doğrular yitirilir zamanla.Meselenin her tarafından bakıldığından kaybediş noktası hali hazırda dünyevilik. Yeni mahsul taze çıktı, 21. yüzyıl ürünü gel ablacım taze taze tazeeee. Tüketen pişman, tüketmeyen pişman gel. Pazarcı taktiği çok gösterişli bir mahsul al benisi fazla ihtiyacın olmasa bile alıyorsun. Makrodan mikroya her zaman ve her yerde var bu sevgi. Dedik ya 21. yüzyıl ürünü diye. Resulullah çağlar önce buna "vehn" demişti. Bu sevda başka insanı cehenneme götürür demişti. Burası dünya,burası fani,burası bu kadar işte kaybedilenin yasını tutmaya başlamadan yeniden kaybediyorsun.  Can Yücel'in bir şiir dizesi ile özetleyelim o halde.                            

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.             O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü."                  

Verecek bir canımız var oda Allah'a. Bu fani olan alemde belkide en önemli parcamız olan canımızı Allah'a teslim ediyoruz. Burdanda anlaşılmıyor mu seviceğimizin ne olduğu, asıl bağlanılacak olunan ? Ver abi tekbiri ateistler ağlıyor şuan.

7 Haziran 2017 Çarşamba

Bizden Olan Gayret

Bütün sorulara cevap bulmak adına başlıyorum. Başlamak bitirmenin yarısıdır. Soru işareti olan akıllara, mutmain olmayan kalplere bir ferahlık olabilme niyetinde olabilmektir gayem. Niyetler en azından halis olsun işe başlamadan. Aklımızdakiler kafamızı kurcalamıyor ise hobi olarak olmuyor bu işler benden söylemesi. Hiç olmadık yerde istemediğiniz kişilerle durmayın şu zamanda. Kendinize yazık etmeyin. Çünkü yazık olmuş bunca insan varken buna gerek yok. Kalbinizde umutlar bitmek üzere iken kendinizi hiç olamadık şeyler ile tükenmeyin. Bizimle değişir bu dünya. Menfaatsiz bir topluluğa yönelme vakti geldide geçiyor. Sanki insanlığın kurtuluşuna vesile olabilme derdindesin ne büyük bir yüke sahipsin. Aklını kurcalayan şeyler sana bunları yaptırıyor ise güzel bir derde sahipsin. Olay budur ya kalbim mutmain olur buda böyle bir tanışma hikayesi oluverir bizlere. Sonrası huzurdu. Hiç olmayacak tevafuklar bulur gelir alır seni bizi. Gel kardeşim tut elimizden biz sensiz yürümeyeceğiz. Biz sizsiz yürümeyeceğiz. Bu kardeşlik yoludur. Gayretimiz bütün sorulara cevap oluyor. Ağırlıklardan kurtuluyoruz. Hakiki manada feraha ermek isteyen zaten arasa bulur. İnanın yürek denen organ sadece kan pompalamıyor. Bir çok şeyin başlangıcına ev sahipliği yapıyor. Kardeşim sen yürek mi yedin ya ? Derler adama.  Mangal gibi yürek varsa aşılır dertler.


Hiç olmadığı kadar çekimser olsakta içimizde bir umut olacak olmalıda olmazsa ölümü beklemekten öteye gidemeyeceğiz. Bir şeyleri değiştirebilme sorulara cevap bulma adına bir çaba içerisine girmekten başka çareniz ve çarem yok. Yol var düşsekte kalksakta gideceğimiz uzun bir yol. Merak ediyorum sonumuzu diyip yollara düşenler, ya ne gerek var şimdi diyenlere galip gelecek buna adım gibi emimim. Sorunun cevapları yollarda, yürümesini bile bilmesek dahi bir çaresini bulmak lazım gelir. Başlamak bitirmenin yarısıydı elbette, elbette gayretlerimizin bir sonucu olacaktı. Son nefesimize kadar gayret o halde.

6 Haziran 2017 Salı

Korkunun Ecele Faydası

Bizim memlekette işler biraz karışık. Ters giden şeyler var. Sıra sıra geliyor insanımın üstüne kötülükler, kara haberler. Buralarda geceleri hep bir tedirginlik oluyor, yarına hep endişeli düşlerle giriliyor. Havanın kararması bir sonraki gün ki telaşeyi ardında getiriyor. Hakiki manada bir olumsuzluk lekesi var üstümüzde. Her şeyin altında bir sebeb arama gibi bir refleksimiz gelişmiş. Korkunun ecele faydası yok ama sanki korkup geri çekilirsek her şey düzelecekmiş gibi davranıyoruz. Bilinç altımız farklı çağrışımlarla karşılıyor bizi her seferinde. Nefis denilen şey gayri ihtiyari rahat ve geniş alanlar bulmakta bedenimizde. Git gide elimiz eteğimiz çekiliyor, yetmiyor biz çekiyoruz. Geri çekiliyoruz aslında bu öze dönüş değil özden kopuştur. Bu bir kaçıştır. Korku duvarları örülüyor. Beklenmedik şeyleri bile bekler ve bunu normal karşılar olduk. Dünya' ya dahada bağlanıyoruz. Yoksa burdan göçmeyecek miyiz ? Kaygılarımız kimlik değişim evresini tamamlamış olmalı. Allah korkusunun önüne başka korkular geçmiş bulunmakta. Ölüm seni, beni,onu,bunu bulacak,bunuda mı önceliklerimiz arasında sonlara alalım ? Ecel seni bulacak,ecel beni bulacak. Kaçışında, hayatında bir sonu var ve gelip bizi alacak. Ecel ecel ecel...
Korkunun ecele faydası var aslında. Eğer kamil manada teslimsen yaradana onun rahmetine mazhar olarak güzel bir son ile teslim edersin emanetini. Korkunun bir tek bu dünyaya faydası yok. Korkaklar ne yapsalar da kaybedeceklerdir çünkü. Zaman ileri atılanların zamanı. Kaybedilecek bir can var,kazanalıcak ebedi saadet. Zaman yanlışın karşısına dikilme zamanı. Korkmayan inananlar hep ileri atılıp galip geldiler. İki dünyadada feraha ediler. Allah korkusunun ecele faydası var ve o korku korkup geri çekilmeyi değil, Allahtan korkup ileri atılmayı emrediyor. Zaman mekan şimdi bunu gerektiriyor. Meydan bizim buyrun bismillah.

2 Haziran 2017 Cuma

Öze Dönüş

Zaman, tefekkür zamanı. Durup kendimiz ile istişareler etme zamanı. Bir ağacın gövdesine yaslanıp temiz havayı soluma zamanı. En son bunu ne zaman yaptık kim bilir. Kendimizden başka dünyalık başka gidecek kimsemiz yok. İnsan kendini kendine dost edebilmeli gerçekten.  Bu yüzden insan hiç bir zaman yanlız değildir. Yanlız olmazda, olmasında.


Yine güneşli bir gün ama biraz boğucu bir hava var. Gölge bir yer bulmak lazım. Yeşili bol ve manzaralı olursa çok güzel olur. Arayıştayız. Var mı böyle bir yer ? Düşünceli şekilde gitmek istediğimiz yeri arıyoruz. İçimizde bir şeyler buruk. Hiç olmadığı kadar kırgınız insanlara. Gönülümüzü incitmesinler. Bundandır, kendimizi dost bilişimiz. Kalp kırgınlığı aklı bulandırabiliyor. Neyse. Yeşili bol insanı az olan bir yer lazım. Kendi kendimize dertleşebileceğimiz bir yer. Yoğun geçen hayatın badirelerini bir nebze olsun atlatmak adına buna mecburuz. Bulmuşuzdur artık ve oturalım. Kendimize bir soru soralım "sır tutabilirmisin? " diye ve  sırlarımızı paylaşalım dostluk yolunda ilk adımları atalım, kendimize karşı ve bu öze dönüş olsun. Derken dertleri serelim önümüze değerlendirelim göreceğiz ki ne kadar uyumlu bir arkadaş olduğumuzu. Yaptığımız hataları, bize yapılan hataları her şeyi enine boyuna değerledirelim. Bir nefes alalım derin bir nefes. Sonra olanlardan bir ders çıkartalım birlikte. Niyahet bir karara bağlıyabildik yaşantımızı bir gönül yükü daha hafifledik. İşte böyle bir zamanın yaşayan sakinleri olarak ne eksik nede fazlayız. Bir nefeslik hayatımız var. Şurda oturup kendimizi kendimize anlattık. Ne kadar garip değil mi ? Tekrarlanmalı bu, rahatlamayız böyle. Yoksa taşınır mı bunca dert. Hamallıktır yazık bize. Hayatın bizi çeşitli yoğunluklarla kısıtlamasına izin vermeyelim bu yüzden. Bizi bilen bir Kainatın sahibi birde biz varız gerisi angarya. Kalp kırmayalım güzel güzel düşünelim olanları ve gerisi gelecektir mutlaka.

1 Haziran 2017 Perşembe

Seviyoruz Bu Hayatı

Yine bir seçim yapmak durumunda kaldık. Hayat yine bizi buna zorladı. Aslında süre gelen zamanda önceki seçimlerimizin sonucunda yine bir seçim yapmak zorunda kaldık. Yani yolun başındanda sonundan da yine biz çıktık. Hiç olmadığı kadar bir yorgunluk var, şartlardan mı, yoksa benden mi kaynaklı anlamıyorum. Galiba ikisi karışık bir hal almış. Zor deyip dönsek mi acaba ? Dön dön diyen insanlar görüyorum. Kendi yolunuzu kendiniz belirleyin o yüzden. Hayat kadar insanlarda garip çünkü. Ne var  sanki, destek olan taraf olsan. İnsanlar istediklerine ulaşabilse veya en azından bunu denese. Neden hayal yıkıyoruz ki ? Besmele ile bu iş başlar dememe rağmen karşımdakinin tutumunda en ufak bir değişme olmadı. Hakikaten tuhaflıklar hat safhada. Değişik caydırıcılıklar ile karşılabiliyoruz karar değiştirebiliyoruz. En basitinden nefsimiz yani biz. İnsan karar verirken önce  kendini aşabilmeli. Ardındandan cevresindeki etkenleri. Hepsi birbirinden zor olan bu durumları sabır ile teker teker geçmeli. Hayalini diri tutmalı bu yüzden, ardından bu uğurda çaba sarf etmeli. Bizim seçimlerimiz bu yüzden bizi biz yapan bir parçalarımızdır . Rüzgara kapılmayın, güneşe aldanmayın değişken olan şeyler ile hayatlarınız değişebilir. Kararsız kalmaktansa, kendi kararlarını yanlış dahi olabilse verebilmek bile çok önemli şu zamanda. Bu da cesaret isteyen bir mesele. Meselelerin bolluğunda mı bilmem ama her seçim diğer bir seçimin sonucundan doğar. Ayaklar yere basmalı bu yüzden. Ne toz pembe nede aşırı kötümserlik olmalı kalplerde, itidalin durumu burda anlaşılıyor olsa gerek. Benim kararım ve arkasındayım sizin kararınız ve arkasındasınız. Hayat ne olacağı bilinmeden mechule giderken bize herhangi bir soru yöneltmeyecek ve yaşayıp göreceğiz. Seviyoruz bu hayatı ama her şeyin bir kararı

var.