Her gecenin bir belirsizliği var. İnsanoğluyuz. Bu belirsizlik bizi geriyor. Gerildikçe, kasıldıkça rahatlıyamıyoruz. Bunca plan bunca program çoğu boşa. Hayallerimizi bile yitirdik. Allah aşkına bu meselelerin sorumlusu kim ? Hakikati bizden koparıyorlar hemde ruhumuz dahi duymadan. Sonra başlıyan bir belirsizlik ve gerginlik. Hiç unutulmamalı bunlar. Üstü örtülmemeli gün yüzüne çıkmalı. Yıkılanların, kaybolanlarının hesabını sorma vakti. Bizi belirsizliğe itmeyin. Bunun müsebbibi olmayın. Kısa kesmek en doğrusu sonrasını yaşıyor olmak gerek...
9 Mart 2018 Cuma
8 Mart 2018 Perşembe
İtidal Meselesi
Hizaların kaydığı, kazanların devrildiği bir zamandayız. Öyleki insanların sabrı kalmamış günah keçisi arar halde. Birisini yakalasakda yersek. Diri diri toprağa gömsek. Ardından vakit geçince hayır ile yad edsek. Bırakın meyveli ağacı taşlamayı baltalıyorlar. Bıcaklar bileniyor. Otoriteler kürsülerden, hayır getirmeyecek söylemlerle yükseliyor. Kaybın dibindeyiz. Boy versek dahi kurtulamayız. İnsan kendi kendisine en iyi zararı verdiği devirdeyiz. Bir hastalığın pençesinde. Seviyoruz öldürene kadar, nefret ediyoruz öldürene kadar. Ortası yok çünkü itidalimizi kaybetmişiz. Bizi biz yapan medeniyetimizin en önemli unsuru dinmizin bize emrettiği kaidedir itidal. Kasketli dayı, tek bildiği şey o kanalı açmak olan falan teyze, reelpolitik filan abi, tek bildiği etiket ve yafta olan bu kardeş sanadır bu söylenenler açta kulaklarını dinle. Bunca hırsa, bunca aksiyona bunca gereksizliğe gerek yoktu. İnsanların sadece doğrulara ihtiyacı vardı. Küstürmek en basit olanıydı. Niye kayıp gidiyor elden bu değerler ? Bu kadar mı yakışıksız ? Niyetleri tazeleyin abiler, kardeşler, amcalar ve bir sirkelenin. Ötesi berisi aşağısı yukarısı yok bu işin olmazda. Yakıp yıkmayalım onca güzel gönülleri. Bu sefer kayıplar çok olacak. Olmasın, dert, tasa, keder ugramasın. İyilik ve güzellikler sarsın. Sıkı sıkıya kardeşçe. Bilinirki Dünya güzellikle kurturulur. Haklını ve mazlumun yanındayız. Bu devranda döner.
7 Mart 2018 Çarşamba
Tadımız Kaçmasın
Gün geçmiyor ki tadımız kaçmasın. Diyorlar ki yalanmış dünya. Bitmez tükenmek bilmez heveslerin de sonu gelmiş. Bu nasıl iştir ? Diye soranlara selam olsun. Kalbimiz eridi. Çiğerimiz bitmiştir. Göz yaşlarıda kurumuş artık. Bitmez denen her şey bitiyor. Ömüre güvenenler, ölümü unutanlar, ahireti unutanlar, mizan var...
Tadımızı kaçırdınız, hayallerimizi yıktınız. Üstüne beton döktünüz. Her eli malalı adam kötülük misyonuna bürünmüş. Mezarcılar desen gırla. Fırsattan istifade küçük vurgunlar yapanlar köşeyi döndü. Ben büyük oynar, büyük kazanırım diyenlerde ihya oldu, temizlenip, pürü pak olup işin içinden sıyrıldı. Tadımız kaçtı evet, hakikatin önüne set çekenler, ardında toz bulutlar bırakıp, yakıp yıkıyor. Ne yıktığı önemli değil. Genelde iyi olanlara saldırılıp yakılır zaten. Taşlanır, hor görülüp dışlanır. Ne yani hain olalım, dayanılmaz olalım, çekinilmez olalım, aaaaa gerisini siz getirin. İçimiz karardı, içim karardı.
Güneşin önüne set olmayın. Güneşin doğmasına engel olma çabaları falan. Karanlıkların ardına saklanmayın. Gelin kapışalım. Diyordum semt çocuğu atarı oldu bu. Velevki bu gaye ile yön veriyosun hayatına veya veriyorsunuz. Kardeş siz hayırdır ? Atar yapacağım hakikaten. 3. Sayfa gazete haberleri artık olmasın arkadaş. Bu millet bir gün yüzü görsün. Durdurun dünyayı kardeşim. Bir nevirleri şaşsın. Kötülük baki değil yani. Tadımız kaçtı dedik dedik de, aman Ali Rıza Bey tadımız kaçmasın olmasın o. Görmezden gelerek bir sonucada varılmaz he. Akıllı olun çok atarlıyım. Hey tadımızı kaçıranlar, gerçekler gün yüzüne çıkıyor uyandırıyım. Sonra ben duymadım, ben görmedim olmasın. Yani bunlar olsa bile sonuç değişmeyecek ya. Tamam beyler dağılalım çok yüklendik. Tadımız kaçmasın, tadınız kaçmasın. Hayat bayram olsun, çiçekler açsın, böcekler ötsün. Buda kayıtlara böyle geçsin...
6 Mart 2018 Salı
Taraf Ve Objektiflik
5 Mart 2018 Pazartesi
Biz İktidar Olacağız
4 Mart 2018 Pazar
Bir Mücadelemiz Vardı
Neyin mücadelesini verdiğimizi ve ne şekilde vermemiz gerektiğini bilseydik, geceler güzel olabilirdi. Öyle güzel olurdu ki gece gökyüzü yıldızlarla çevrili olabilirdi mesela. Mesela sokak lambaları yolumuzu aydınlatmasa bile güven ve huzur içinde yürüyebilirdik sokaklarda. Bir kış günü bile dahi olsa içimiz sıcacık olur etrafa güzellikler saçardık. Bir yaz günü ferahlatan rüzgar olurduk belki. Belki bir ilkbaharda çicek kokuları saçardık kim bilir ? Kim bilir ? Bir sonbaharda kol kola yürürdük mevsime inat kardeşçe, birlikte yanlızlığa savaş açmışcasına. Her yaptığımız iş bereketli olurdu verdiğimiz mücadeleyi bilseydik. Dik durabilseydik. Ne olursa olsun doğrulardan şaşmasaydık. Küfüre en büyük darbeyi biz vururduk. Dize gelen her kötülükte daha bir aşk ile savunurduk mücadelemizi. Var mı bundan ötesi ? Elbette ki yok. Ama mücadelemizi bilseydik oysaki. Nedir bu mücadele ? Neyin mücadelesi ? Belkide kaybedeceğiz diye çatırdıyan seslere inat yürümemiz gereken mücadele. Eğer böyle yapmasalı bol tavizli cümlelere inat bir mücadele. Doğruya en yakın olan yanlışı değil en doğrusunu seçen mücadele. Birlik mücadelesi, beraberlik mücadelesi, kardeşlik mücadelsi adını siz koyun. Onca koyulan ada rağmen aynı kapıya çıkması ile keşisin yollar. Ama dedik ya bilseydik mücadelemizi. Bilmeden olmaz. Biliyormuş gibi davranarak hiç olmaz. Olmayacak yollar ile güzel sonuçlar için dua edilmez, beklemekte olmaz. Usül, kaide her kapıyı açar bazen zorlayarak sınar, bazen sanki yanlış bir yoldaymışsın hissiyatı verir ama bilinmelidirki sabırda bir mücadeledir. Ve mücadelelerin en şereflisidir. Bilmek lazım, öğrenmek lazım. Unuttuysak hatırlamak lazım. Bir kalbimiz vardı onu hatırlayalım. Kalbimizin içinde ümmet için kocaman bir yer vardı işte onuda hatırlayalım. Nefsimizin kurbanı olmayalım.
3 Mart 2018 Cumartesi
SABIR
Her işin birde bekleme kısmı vardır. Yapılacaklar, elden gelenler yapılır ve beklemeye çekilir. Kimi zaman da doğrulara ulaşılması için beklenir. Beklemek sabretmektir aslında. Gayret, sabır, selamet üçlüsü. Muhteşem üçlü ama burda en kilit nokta tabikide sabır. Sabır, nefse ağır gelen öyle zor bir davranıştır ki gerekli olduğu kadar olmazsa saptırır. Fazla olursa çatlatır. Her hali ile mükemmel bir davranıştır. Kararında olunca bütün işler rayına oturur. Her türlü ahlaksal davranışın can yoladaşıdır. Sıkıntıya, dara düşmeye, azime, kararlılığa. Sabır imanımızında bir parçasıdır aslında. Sabreden her şekilde muradına erer. Mükafatsız kalmaz. Zaten sabreden kişinin bakış açısıda dünyevi olmaz olamaz. Sabır demiştik. Her şeyi güzelleştirendir o. Beklenene kavuşmadaki o tattır. Budan daha güzeli görülmedi zaten. Öyleki o tat bazen bizlere şükretmeyi bile unutturuyor. Hani hata payı bizdede olsa birazda o tarafa keselim faturayı. Tanımlarken bütün duygu ve davranışları bir arada tutandır diyebiliriz. Öyleki müslüman bir şahsiyetin üzerinde izzetli bir gömlek olabilir ve en çokta müslümanlara yakışır sabır. Çünkü niçin sabır ettiğini bilen ve farkında olan kimse daha sıkı sıkı sarılır. Sabır bir sıçrama tahtasıdır sonu güzel biter. Ne demiştik gayret, sabır ve selamet. Bu istikamet üzerine bir hayat kurmayı Rabbim herkese nasip etsin. Sabırınız bol olsun, yolun sonu aydınlık, yolun sonu göründü.
2 Mart 2018 Cuma
Herkes SAADET İstiyor
Bir tutam mutluluğa hasretiz. Sevinemiyoruz artık kolay kolay. Sevinçlerimizin arkasında bir tedirginlik, tedirginliklerin arkasında bir korku korkuların, arkasında korku imparatorluğu var. Bu durumdan beslenenler var inanın insanlığımızdan utanmamak elde değil. Köşe başlarından dönemez olduk. Çıkar olmadan sebebsiz sevemez, güvenemez olduk. Ocu, bucu, şucu, sonu ne ola ki bunun. Çok mu görüldü herkesin yüzünde olması gereken bir tebessüm ? Tek kişide bunca tebessümler toplanıp kahkahaya mı dönüşmeli ? Tam bir sistemsizlik, tam bir sömürü tezgahı. Yaklaşan yaklaştı ve alıp götürdü bütün güzellikleri. Ardında ürkek, yarından ümidini kesmiş insalar bıraktı. Kücük mutluluklar diye bir şey kalmadı. Aksine büyük vurgunlar için birbirleri ile yarışan insanlar kaldı. Bir orman habitatı gibi. Güçlü olan yaşar, güçlü olan kazanır. İnsanlar artık canlarını bile mutsuz teslim ediyorlar. Bunları hak edicek bir bedel olabilir ama sonuçta insanlara hata payı verilmiş ve her yanlıştan dönülme gibi bir seçenek hep çepte. Güzel dönüşler lazım bize. Asilce ve en asil olana doğru. Bugünlerde bir zat-ı muhterem var takip ediyorsunuz güncel ittifak olaylarını. Herkesin birlikte hareket etmek için sıraya girdiği bir zat. Ne hikmetse içi boş birlikteliklerden olmamaktan yana haklı olarak. Ve kutuplaşma ayrışmadan yana değil her geleni aynı şeffaflıkta karşılayıp, yanlışlarını güzel bir dil ile dile getirmekte. Bütün insaların hislerine tercüman olmuş belli. Çünkü oda SAADETTEN yana ve insanımız da SAADET istiyor. O zaman gür bir ses ile herkes SAADET istiyor. Adalet, barış, huzur, beraberlik, kalkınma böyle gelecektir. Ama SAADETE ermek gerek. SAADETE giden yollarınız açık olsun. Korku medeniyetlerine elveda SAADETE merhaba...
1 Mart 2018 Perşembe
Bencillik Başa Bela
Bencilik ne maksatla olursa olsun kötü bir şeydir. İnsanlara bir kişinin değil herkesin mutlu olması gerektiğini anlatmalıyız. Paylaşmanın önemini, paylaşınca her şeyin bereketlendiğini, üzüntü ve kötülüklerin ortadan kalktığını yeniden hatırlatmalıyız. Hakikaten ne ara bu hale geldik ? Ne inandığımız dinde, ne örf ve adetimizde bencillik söz konusudur. Yüzyılardır misafir perverliği ile tanınanan ve fetihleri yağmalama için değil medeniyet ve tebliğ için yapan bir peygamberin ümmeti, ecdadınında torunlarıyız. Ah ile başlayıp vah ile biten cümlelere bağladık kendimizi. Ah o eski ramazanlar, bayramlar, sokaklarda oynayan çocuklar falan da filan. Geçmiş sadece özlenip, diz dövülecek mesele midir ? Tabikide değildir. Geçmiş tecrübe etmektir, gelecek için ayakları sapa sağlam yere basmaktır. Bencilliğin hayatımızın her alanındaki etkilerinide gözlememiş olduk geçmiş itibari ile. Gerek nefsi gerek kolay olması hasabi ile hala cazibeli. Ama elbetteki yanlış. İşte tam burda söylenecek şeyler var.Bizi bireyselliğe iten, bencil ve cimriliğe hapis eden, bizi biz yapan her şeyden alı koyup yozlaştıran fikirlerden uzaklaşma vakti geldi. Beton yığınlarından, çelik kapılı odalardan çıkma vakti geldi. Komşunu, mahalleni, semtini ihya etmenin, kardeşlik hukukunu kurmanın zamanı geldi. Beklenenek bir vakit yoktu. Veya beklemek ile gelinecek bir şey de değildi. Toplumu toplum yapan bir şeydir paylaşmak. Bencillik her yönü ile ziyan. Tam bir fiyasko, tam bir hüsran. Yüreğimizin sesinin volümünü yükseltelim. Vicdanımızın sesine kulak verelim. Ve bilelim ki zor ve bizi hırpalayacak olsada sonu hep güzel olan şeyleri seçelim. Anı kurtarmak, geleceği karanlığa atmaktır. Ertelemeyelim hayatı. Bencillik kötüdür, paylaşılacak binlerce şey varken. Hayat güzel ve kısa. Layık olana doğru yürümek gerek ve yürümek işte.