25 Ağustos 2017 Cuma

Kırılma Noktamız

Güzel günleri görebilmeye çabalıyoruz. Kırgınlıklarımızla her güne yeniden merhaba diyoruz. Bildiğimiz tek şey şuan yaşadığımız, bilmediğimiz milyarlarca belkide sayısını tarif edemediğimiz kadar bir dünya şeyleri vardır. Kırılgan olduğumuz doğru, yer yer hayat şartlarına uyum sağlıyamıyoruz. İçimizde yine bilmediğimiz pek çok karma karışık duygu. Hayatın bize getirileri elbette var ama götürüleri pek bir mühim. Yıllarımız geçiyor ve tırnaklarımızla kazıyarak geldiğimiz yerlerin bir önemi kalmıyor artık. Boş veremiyoruz boş ver desekte. Kavuşamayanlar var aramızda her güne kırılgan olarak uyanma gibi bir ihtimaleri var. Çünkü o noktasının en hassas olması kırılgan olmasının başlıca ihtimallerinden. İnsanların kavuşamamaları ve sevdiklerini kaybetmeleri en kırılgan noktaları olsa gerek. Çünkü şiirler hep hasret yüklüdür. Kavuşamayanların hikayesidir. İnanılır gibi olmaktan çıkmaya gerek yok bizim kırılgan yapımız kul ve kula karşı oluşumuzdan. Hayatın getirilerinin içinde sevinçlerle birlikte hüzünlerde mevcut. Hep güzel olan bir yer fani olabilir miydi ? Tabikide olamazdı. Sevdamız dağların yeşillikleri ile pekişiyor. Ağzımızdaki bir şarkı bir dize ile kor ateşlerde yanıyor. Size de can feda. Sevdanın, hasretin yıktığı yerlerden çıkan virane şehrin kardeşleri. Uzun bir yolun yolcusu olma hazırlığı içerisindeyiz. İçimizede bunca atılan dertlerin dere olup akmasından tarafız. Çiçekleri soldurmayalım. Kırılgan olabiliriz ama bunla hala yaşamasını öğrenmeliyiz. Hala bir arabesk şarkı dizesinde bulmayalım kendimizi hani o en damar olanından. Hangimiz sevmedik meselesi aslında hayatımızın arka fonunda çalması muhtemel o mahrur beste. İşte böyle hayat hikayesi incitme,incilirsin, kırma, kırdığın yerden kırılırsın. Güzel şeyler olabilme adına güzel şeyler yapma devam.Sabır, gayret, selamet.

20 Ağustos 2017 Pazar

Her Şeyin Farkındayız

Zamanın birinde hiç olmayacak şeylerin olduğu her şeyin seyrinden çıkarak farklı noktalara sapacağını göreceğiz. Hala yüzümüzde tebessüm olur mu ? Bilmem ama biz şimdiden her şeyin farkındayız. İnsanları bunalım üstüne bunalım geçirdiği ve psikolojik olarak her alanda sorunlar yaşadığı bu zamanda ilerde olacakları daha önceden kestirebilme meselesi önemli. Toplumun restore edecek bir insan yetiştirme potansiyaline sahip olan yerlerin nitelikli ve vasıflı insan yetiştirmesi gelecek adına umutla bakmamızı sağlayan tek tutarlı dal olsa gerek. Hayatın zorluklarını ne kadar farkında olsada doğru ve hak olandan hiç bir şekilde taviz vermeyen nesiller üzerine belli başlı insiyatifler alarak sanatını toplum için toplum yararına kullanabilmek adına yarış haline girmiş durumda. Yanlış değil doğrunun yanında saf almak için verilen bu kutlu yarış onlarla birlikte bir ümmetinde saadet ve selametine vesile olacak cinsten. Biz kazanırsak herkes kazanacak akımı ile birlik ve vahdeti sağlmak adına yoğun bir çalışma takvimi olan bu nesil ile bir olma adına bizde yerimizi almak istedik yeri geldi onlarla çocuk olduk keplerini taktık, yeri geldi abileri olup yol gösterdik, başkanları olduk hayırlı çalışmalara vesile olduk ama en önemlisi de kardeşleri olduk sevdik sevildik ayrı kalıncada hep özledik özlendik. Tabikide bu vuslat kısa süreli zaferin yakın olduğunu biliyor ve bunu söylüyoruz. Yinelemekte fayda var biz her şeyin farkındayız ve yanlış giden her şeyin tam karşısında, doğru giden her şeyin her zaman ve her yerde yanındayız. Selam olsun o güzel nesile....

10 Ağustos 2017 Perşembe

Tercih Meselesi

Hiç olmadığımız yerlerdeyiz. Genellikle istemediğimiz yerlerde. Hep bir şikayetler içinde buluyoruz kendimizi. Hayat bizi savurmayı çok sever. Yani aslında biz kendimizi savuruyoruzdur ama suçu hayatta buluyoruz. İstemediğimiz şeyler olabiliyor. Aklımız baya dolu oluyor, kararlar veremiyoruz mesela. Ama bir karar vermemiz gerekiyorken hala düşünmekten geri alamıyoruz kendimizi. Bazen olmaması gereken hiç beklemediğimiz şeyler olabiliyor hatta bazen değil çoğu zaman insanoğlu olarak bu durumlarda çok hazırlıksız oluyoruz malesef. Beterin beteri vardır en beteri hazırlıksız yakalanmak olsa gerek. Hiç beklemediğin bir an beklemedik bir olay başka bir işe odaklanmışken hemde olur mu ? Oluyor. Böyle zamanların çok zorlu zamanlar olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Çabucak geçmesi gereken zamanlar en azından biz bunu istiyoruz. Galiba hedefe giderken bazı belli başlı problemlerin olması her şeyin kolay olmayacağının kanıtı. Yaşamak bile kolay değil. Nefes alıp vermek bir yaşam belirtisi olabilir sadece. Kolay gözüken şeyler bile aslında zor. Bir zorluk bir bedel ödemeden aşılmıyor. Hayatın cilvesi desek ne kadar doğru olabilir. Bu bir sistem olsa gerek. Her hali ile bir sınanması olan dünyanın fertleriyiz biz. Can bedenden çıkana kadar son salisesine kadar sorumluyuz yaptıklarımızdan. Hiç olmadık zamanda hiç olmayan olaylara bir tepki olarak isyan yerine yeniden doğrulmak ve devam etmek en doğrusu olsa gerek. Bizi bekleyen birileri vardır illaki bizden beklentisi olanlar şimdi olmasa bile ilerleyen vakitlerde olacaktır. Kendimizden bile bir beklentimiz olmalı en başta mesela. Hayat zor ve insanlar tercihleri ile bir sınavın içinde. Her yaşam filminin başrolü biziz. Layığı ile yaşamak gayesi ile cümlemize kolaylıklar.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Ait Olduğum Yer

Trabzonspor benim vazgeçemediğim çocuk yanımdır. İlk tutkumdur. İlk kapılmamdır. Hatırladığım ilk coşkulu sevincimdir. Hatırladığım ilk göz yaşımdır. Ait olduğum yerdir. Videoyu izleyince gözümde canlanı verdi koca bir mazi...


Çocukluğumdur Trabzonspor. Hayallerimdir, evet iyi bir futbolcu olma hayalimdir. Ne olursa olsun sonsuza kadar Trabzonspor'da oynamak istemişimdir ve hayalini kurmuşumdur,büyük paralara başka takımlara transfer olmayacağıma dair. İyi top oynardım babam tarafında bu hayalim rafa kalksa da ara ara indirir bakarım öyle. Trabzonspor ben ben Trabzonporum. Çocukluğum ile en derin bağımdır. İlk meydan okuyuşumdur. Benden hem yaşça hemde fiziken büyük olan abilerimi ilk mağlup edişimdir. Zordur Trabzonsporlu olmak ama güzeldir. Düşünsenize kocaman sınıfta sadece bir Trabzonsporlu ve sınıfa karşı delice savunan sadece bir çocuk. Çocukluğumla hep özdeşleşmiştir. Asi ama hep mazlumdan taraf, hep bir hegomonya yıkmak için uğraşan, en güçsüzlerle en güçlüleri yenen.


Benim trabzonspor hikayem bir başkadır. Bizim evimizde televizyona karşı vakti zamanında boykot vardı. O yüzden hep radyodan takip ederdim maçları özetlerini dahi izleyemezdim denk gelirse marketimizde oda kamera modundan çıkarsa televizyon. Ama bizim eve televizyonun ilk gelişi de Trabzonspor'un bir Avrupa maçıdır. Atletico Bilbao hiç unutmam buda böyle bir tezat işte. Ya ilk maça gitmem babamın işinin yoğunluğundan hiç gidememiştik. Yıl 2011 hani malum sene öncesinde de 2005'te benzer bir vaka var. Neyse, yer Olimpiyat Stadı hani o efsane maç İstabul Büyükşehir Belediye Spor maçı unutamadığım takip edenler bilir taraftarı ile her şeyi ile mükemmel bir atmosferdi, 3-1 yenmiştik. Ya ilk  orjinal formam parçalı 2008 - 2009 sezonu forması Trabzondan almıştım. Orjinal diye sevdiğim kıza dahil herkese havasını atmıştım küçüktüm tabi öyle garip tepkiler normaldir. Yenilgilerde üzüntüler, annemin derslerine bu kadar önem versem 100'lük olurdun lafları ve sınıftaki arkadaşların alayları. Bu arada çalışkandım ama en çalışkan değildim. Neyse konu dağılmasın, en güzeli de kazandığında okula havalı girişim olmuştur ve sadece arkadaşlara bakmamla susmaları,o konuda ezildiklerini hissetmeleri mütiş bir duygu tabiri caizse çok cooldu, sadece bakışınız yetmesi. Ya ilk Şampiyonlar Ligi maçı ve ilk maçta İnter galibiyeti o anlatılmaz yaşanır 1-0 yenmiştik. Her şeyiyle mütişti Türk takımlarının İtalyan takımlarına İtalya'da ilk galibiyetiydi o maç. Gollerde evi inleten seviclerim, annemin bağırmaları,terlikleri her şeyi ile ve birçok anlatamadığım şeyi ile Trabzonspor benim bende Trabzonsporum. Trabzonspor benim çocuk yanım ve hep öyle kalacak.

3 Ağustos 2017 Perşembe

Ezeli Ve Ebedi Olan

Güzel olamayan bir günün akşamında yanlış yapılan işlerin muhakemesini yapıyordum. Hayat gerçekten zor. Hayatın tam dönüm noktası olan yere gelince insan gerçekten anlıyormuş. Her şey maddiyat olmasada çorbayı kaynatacak kadar da bir kazanç için çaba verilmesi gerekiyormuş. Hayatın dalaveresi, acısı, mutluluğu ile yoğrulurken geçen zamanda tam manası ile pek bir farkına varmamışız. Gidecek yerimiz ebediyet olsada ezeli olan şu mekanda bu denli meşguliyetlerle yoğrulmak garip. Hayatın kendisi zaten garip. Bizi yine fani olan şeylere iterek günlerimizin geçirmesiden belli değil mi zaten ? Hakikaten bazen iki ciddi esasa sarılmaktansa garantici olup birine sarıldığımız zamanlar oluyor. Dünya mı ? Ahiret mi ? Birbirine bağlı iki önemli mekan. Biri ezeli biri ebedi olsada ikiside insanlık açısından ayrı bir yere sahip. Bir taraftan ahiretimi garantiye alıcam diye daha farklı şeyler ile meşgul olanlar, diğer taraftan bir daha mı gelicez dünyaya deyip har vurup harman savuranlar. Hal böyle iken İslamiyetin hep ölçülü olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Çünkü İslamiyet tek taraflı kazanmak değildir. Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıp, yarın ölecekmiş gibi ibadet et bir felsefedir hemde temel hayat felsefesidir. Ne olursa olsun nitelikli ve güzel şeyler yapabilmektir asıl olan. Terazi bazen şaşabiliyor. İnsanız elbet buna da imtihan deniyor. Zaman akıyor vakit daralıyor. Az zamanda nitelikli işçilik ile ince eliyip sık dokuyarak ilerlemek mecburiyetindeyiz. Bu hem maddi ve manevi alanda da bizim düsturumuz olmalı. Böyle bir durumda tercih hakkım olsa ben bunu seçmeye gayret ederdim. Esas olan ölçülü olmaktır ve bunun için gayret edebilmektir. Gayret bizdendir ve hep bizden olacaktır.