24 Ekim 2021 Pazar

Ağır Yaşamlarımız

 Gün, güneşin doğuşu ile batışı, 24 saatin dolması ve birçok değişik tanım ile tanımlayacağımız bir kavramdır. Kelimeleri tanımlamak çoğu kez kolaydır ve bir şekil izah edilme durumu vardır. Fakat kelimelerin kifayetsiz kaldığı, boğazların düğümlendiği nice kötü günlerde vardır.

Gün geçmiyor ki hayat sillesini üzerimizden eksik etmesin ve gün geçmiyor ki nice ağır yaşantıların gerçeklikleri ile gözler önüne serilmesin. Öyleki artık genç neslin dilinden düşmeyen bir popüler şarkı haline dönüşmüş halleri bile mevcut. Artan yaşamsal zorluklar, yoksulluk değilde açlık sınırında ve altında yaşayan bir çok insanın yaşam hikayesine bize yansıdığı kadarı ile şahitlik ediyoruz. Öyleki geçenlerde Eminönü’nde bir amcamızın ne yapayım çalışmak zorundayım deyişine şahitlik ettik. Ve dahası ben daha ne yapayım diyip canına kast etmek isteyen bir amcaya daha tanıklık ettik. Bunlar şanslı olup bize yansıyanlardı. Peki ya bize hiç yansımayanların akibeti ne olacak ? Bunun ile alakalı en ufak bir bilgimiz dahi yok. Maalesef kış bütün çetinliği ile kapıda ve peşinde açlık ve yoksullukla birleşmesi ile ciddi bir yıpratıcı etken olarak yaşam ve yaşantılarımızı ağırlaşmasına neden oluyor. Ve tüm bunlarla beraber insanlığımızda bu durumlara göz yumarak ölüyor. İyinin,doğrunun, faydalının hükümleri eriyor. Mücadelemiz yetersiz bir şekilde sürüyor. Pansuman çalışmalar ile günler kurtulmaya çalışılıyor ama nafile ateş bacayı çoktan sarmış ve milletimiz borç bataklığında dişe diş mücadelesini sarf ediyor lakin buda yeterli değil. Bir anne yüreği edası bir baba dayanağı edası ile devletimizin bir an önce bu alanlarda ciddi mesai harcayıp ciddi kararlar alması gerekiyor. Her geçen vakte yazık oluyor, ziyan olan zamanımız değil, insanlığımızdan gidiyor.

Mesele çok net ve açık, bunca ağır yaşantıların devlet eli ile desteklenmesi elzemdir. Yine üreten ekonomiye geçiş hamleleri temelli çıkış kapımızdır. Yoksa gidenin arkasından el sallayan bir sürü ile çözümsüzlük ortaya çıkmış olacaktır. Ağır yaşantılarımızı gelin beraber hafifletelim.

18 Ekim 2021 Pazartesi

KIYMETİ SEVGİ İLE OLAN İLİŞKİ; ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN

 

Yüz yüze eğitimlerin kıymetini daha da anladığımız ve okullarımızdan daha ayrılmamak üzere kavuştuğumuz vakitlerdeyiz. Tekrarını yaşamamak en büyük duamız oldu. Son bulan bu özlemimiz, aylar geçtikçe tekrardan okula alışmamıza imkân sağladı. Sonrasında aylar birbirini kovaladı özlemler bitti okul tekrar hayatımıza yerleşti. Okulu hiç bu kadar özleyeceğimiz aklımızın ucundan geçer miydi? Ama öyle oldu. Hele ki öğretmenimizi ve arkadaşlarımızı daha da çok özledik. Fakat öğretmenlerimizi daha da çok özlediğimizi itiraf etmeliyiz. Çünkü öğretmenlerimiz çok kıymetlidir ve bizim yetişmemizde çok büyük önemleri vardır. Hatta Öğretmenler Günü olarak bir gün onlar için olsa da değerli öğretmenlerimize olan sevgi, saygıyı tek bir güne sığdıramayız fakat temsili de olsa bugün kıymetlidir.

Öğretmen, mesleği bilgi öğretmek olan kimse, muallim anlamına gelmektedir. Anaokulu ile başlayan eğitim ve öğretim yolculuğumuzda bizim en büyük destekçimiz olan öğretmenlerimiz, gösterdikleri sevgi, öğrencileri olarak bizlere verdikleri önem, bilgileri bize öğretmek için yaptıkları her çaba saygı ve sevgi sebebidir. Öğretmenlerimize sevgi ile bağlanmak, değer vermek bu nedenle önemlidir. Sevgi ve saygı ile ilerleyen eğitim öğretim hayatımızda da çok güzel devam etmemize katkılar sağlayacaktır. Öğrenciler olarak öğretmenlerimize sevgi, saygı ile bağlı olmamız, onlarında yapacakları birçok şeyde katkısı olacaktır. Yaptıkları birçok fedakârlıklar mana kazanacak, severek, isteyerek fazla fazla bir birlikteliği pekiştirecektir.  Bir rehber gibi bizi sürekli yönlendiren, bir anne baba gibi bizleri kucaklayan öğretmenlerimiz biz ne kadar büyüsek te bizlere karşı olan davranışlarında ve sevgilerinde bir azalma olmayacaktır. Belli bir yaşa geldiğimiz ve genç bir birey olduğumuzda bile bizler ile olan iletişimleri kopmayacaktır. Bunu şuan görmek için biraz erken olsa da üzerimizde büyük emeği olan ve olacak olan bütün öğretmenlerimiz kıymetlidir. Onların göstermiş olduğu bu ilgiye bizlerde karşılık vererek saygı ve hürmetlerimizi eksik tutmamalıyız. Gelecekte onlara yapacağımız ziyaretlerde geçmişi yad ederken bir kez daha anlayacağız ki o güzel günlerin, verilen emekleri, karşılıklı sevginin, bizden onlara saygının meyveleri gelecekte bizlere bu gibi buluşmaların onları hatırlamanın, güzel yad etmeye vesile olmuş. Aksi durumu yansıtmak bile çok kötü olurdu. Bu davranışları öğretmenlerimizden esirgemediğimiz takdirde bizlere çok daha fazlası ile geri döneceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.  Her zaman iyi bir öğrenci olmayı amaç edilmeli, öğretmenini seven ve saygı duyan davranışlar içerisinde olmalıdır. Böylelikle başta ülkemiz olmak üzere Müslümanlara ve dünyaya faydalı bir birey olmuş oluruz.

Son olarak, öğretmen ve öğrenci ilişkisi sevgilerin kat kat karşılığın olduğu, kutsal bir mesleğin ve bir o kadar da zor bir sorumluluğu güzelleştiren nedenidir. Kötü başlayan öğrenci öğretmen ilişkisi güzel devam ederken, kötü bir şekilde devam etmesi bizleri kötülüklerin içerisinde olmamıza ve dönüşü olmayan bir yola girmemize sebep olacaktır, buda istenmeyen ve olmaması gereken olaydır. Bu ilişki güzel olmalı ve bir ömür güzel devam etmelidir. Bir milletin asıl gücü imanlı ve inançlı gençliğidir ve bu gençlik de bu ilişki ile yetişir. Sevgimiz, saygımız daim olsun, biricik öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu, güzel öğrencilerimizin sevgi ve saygıları eksik olmasın inşallah.