28 Şubat 2018 Çarşamba
28 Şubat
27 Şubat 2018 Salı
Necmettin Erbakan
Başlangıçlar her zaman zordur. Heleki bahsedecekleriniz önemli bir meselenin üzerinde odaklanmış ise. Velevki olmasaydı, iyiki oldu gibi bir temenniler içermiyor. Hiçte içermeyecek. Dünya işte, düzen öyle bir düzen ki kollamak ve yürütebilirliğinin sağlıklı olabilmesi için tarihin her safhasında derleyici, toparlayıcı, yenileyici şahsiyetler ön plana çıkmış. Zamanın kurgusuna göre biraz farklı metodla yürürlülüğü sağlamış ve yine üstüne düşen hak,batıl kavgasında hak taraflı bir mantık ile hareket edip batılı köşeye sıkıştırmıştır. Zamanı iyi okuma bu olsa gerek ki işin tıkandığı noktadan, batılın en büyük silahı olan siyaset ile yeni bir çığır açıcak potansiyal yakalamıştır. Son yüzyılın büyük bir devlet adamıydı o. Kimine göre mücahit, kimine göre beyefendi, kimine göre hoca, kimine göre siyaset adamı, kimine göre ilim adamı. Bu kadar güzel vasıflar ile insanlığa hizmet adına ilk adımını attığı hareketin 49. senesine doğru giderken milim kaymaması hem fikir hem eylem hem söylem birliğini koruması en önemli noktalardan bir tanesi. 5 siyasi partinin onca zorluklara rağmen insanlığa hizmet hakka hizmettir düsturundan kopmaması yine önemli bir noktadır. Saymakla önünü alamayacağımız onca çalışma Allah rızası için çalışarak geçen bir ömür bize bu zamanın rehberliğini yapacak cinsten. Methiyeler kifayetsizliği ve her zaman sadelikten yana olmasından öturü icraat kısmında susacağım. Bugün çıkıp onun gibisi gelmez diyenlere seseleniyorum; Mücahitler ölmedi, ölmez. Bir Milli Görüş bütün insanlığın saadetine yetti. İdaaler hep aynı sadece zihinlerin bir yozlaşması söz konusu. Herkesin içinde ondan bir parça var. Aynı ufuk aynı idealleri miras bıraktığı davada bayrağı en yüksek burca dikme vakti. Allah ondan razı olsun. Sensiz ama senin yürüdüğün yollardayız rabbim saptırmasın. Hocaların Hocası Necmettin Erbakan hocamız nebiler nebisi ile haşr olasın cennette. Verdiğin müjdeler hala kulaklarda "Allah nurunu tamamlayacaktır" şimdi daha çok çalışma vakti. Ruhun şaad olsun güzel insan saygı, sevgi ve hürmetle...
26 Şubat 2018 Pazartesi
Dünya Fani Ölüm Ani
25 Şubat 2018 Pazar
Yalana Son Hak Batılı Zelil Eder
Az ve öz. Sadece söylenecekler. İnanır mısınız? Milletçe alkışlayıp sonra susanları hatırlar mısınız ? Yalan yazan tarih mi ? Yoksa insanlar mı ? Neyin yarışıdır bilinmez ama yalanların ardı arkası kesilmiyor. Bir manşet, bir 3. sayfa haberi ne olduğu belirsiz siyasi söylemler ve bunların arasında kaybolan hakikat. Sahi neydi hakikat ? Hayal meyal hatırlıyorsunuz. Yalan dilinize pelesenk olmuş. Gözleriniz bağlı, elleriniz kelepçeli, biri kafanıza silah dayamışta ölüm tehlikesi ile karşı karşıyasınız sanki. Allah'tan korkun bunca insanın vebali sırtınızda. Her gün saatlerce bilgi akışını içerisinde zihinleri bulanıklaştırma çabanız sonuç vermiş olacak ki insanlar haber muhabirleri gibi haber uydurur olmuşlar. Bu çaba batılı ihya eder. Masumane gibi görünen ama aslında toplum olgusunu içten içe kemiren bu haberleşme ağı toplumun en uç şinirlerine bile sinmiş. Tam bir fitne yumağı. Yalanın ardına bir tane,bir tane, ardından bilmem kaç bir tane daha. Bıkmadan,usanmadan, yorulmadan,sıkılmadan. Kayıp umurlarda değil olsaydı da farklı olmazdı olanlarda gördük. Belkide işin en ahlaksızcası farkında olduğu halde devam ettirmek. Fütursuzca, durmak yok yola devam. Yol bitsede o çıkmaz sokaktakilere bile o fitne tohumunu saç. Olay bu. Sadece bu, çok kolay ve zaman almaz. Umutları yıkmayın, kabuslara sebeb olmayın. Nizam var mizan var. Hak batılı zelil eder. Başka söze ne hacet. Onca yalana bunca fitneye gerekirse ceketimizi satarız yine çıkarırız bundan geri durmayız diyerek, her gün hak olan gür bir nida ile yankılanmalı diye bizlere ulaşan Millet-i İbrahimin gazetesi var. Düstur hak, amaç doğruları haykırmak. Savunun bire gafiller diye her sabah kuşatıyor dünyayı. Kaçacak bir yer yok, durun ve teslim olun. Bitmeyen bir hak sevdası kazanacak. Ve hak layık olduğu yere gelecek. Kabullenin her kabulleniş hak eksenli ise kazanmaktır bunuda unutmayın.He birde Milli Gazete almayı unutmayın. Hala istatisliklerde yanlış haber yapmayan tek gazete. Duyanlara duymayanlara bizden nacizane tavsiye. Hak geldi, batıl zail oldu vesselam...
24 Şubat 2018 Cumartesi
Yapmak Yada Yıkmak
Sert bir girizgah yapsaydım. Hesap sorarcasına, fütursuzca sağa sola sataşır bir hava ile sadece ağız oynatırdım. Ötesi olmadı olmazdı. Eleştirmek güzeldir. Ama tadında. Aslında her şey tadında güzeldir ve yerinde. Eleştirmek ve sorgulamak yapıcı olabilecek bir durumda vaziyetin 10 katı kadar daha verimli olmasını sağlayacaktır. Lakin insanların doğasına yıkıcı olmak ne kadar nakış nakış işlenmiş olacak ki vaziyetler sadece bardağın boş tarafına endeksli. Misal vericek olursak burdan fizana yol olur. Mesele çözüm odaklı olamak. Yoksa hakikaten söylenecek sözlerin bir manası kalmaz. İnsanların bu denli her seferinde bu tuzağa düşmeside şaşırtıcı. Beşer şaşar diyoruz ama belli bir şirazemizde olmalı sanki. Öylesine bir yer değil burası. Eleştirmek, konuşurken yıkmak, kalp kırmak, üzmek, üzülmek. Bunlarda önemli dikkat edilmesi gereken husular. Kimse sorgulanamaz değil, hiçbir şey eleştirilmez değil. Lakin güzel olan şeyleri eleştiri kılıfı ile baltalamak da caniliktir. Dünyada güzel olan şeylerin önü kesilmesin. Velevki sebebi basit olan fitne fücurla. Basit şeyler ile mutlu olmak varken, basit şeylerle mutsuz olmak güzel değil. Dünya güzel bir yer değil diyenlerede çağrım var, bize emanet olan bu mirası layık olduğu gibi teslim etmek için ne yaptık ? Zalimler de sonuçta insan. Madem öyle işte böyle. Herkes herkese denk, herkes herkesle eşit. Meydan ortada bir üstünlük durumu varsa kanun nizamda ortada bu çercevelere uyarak üstünlük kuralım. Durum bu şekilde son olarak söylemek istediğim ise;
Bizim beyefendiliğimizi de, jantiliğimizi de, ufuktaki hayallerimizi de kimse sorgulamasın. Sorgulamasın ki hevesimiz kursağımızı aşıp yeni bir Dünya'ya varsın. Saygı ve hürmetle...
23 Şubat 2018 Cuma
Hatıralar Yeter Birgün Gitsek Bile
Bilmem ben dillerde hangi mısaralar var. Bilmem karanlık sokakta söylenen acıklı türkülerin isimlerini. Bilmem işte niye bileyim ki hem ? Herkesin bir hikayesinin özetidir ağızlardaki söylenenler. Bir kaybediş öyküsüde olabilir, yeniden yükseliş öyküsüde. Kalplerin atış ritimleri farklı, bakışlar, nefes alıp vermeler, hisler, düşünceler, yaşanmışlıklar farklıdır besbelli. Herkesin kesiştiği ortak noktası her şeyin bir imtihan olması ve sonunun ya cennet ya cehennem olmasıdır. Niyet ve akıbet eksenli hayat yolculuğumuz yer yer çakıllı yollar yer yer çukurlu yollar yer yer dümdüz kara asfaltlı yollar oluyor. Gidesimiz var o yüzden gitmek, yaşamak, tecrübe etmek insanoğlunun şanından olsa gerek. Onca türküler, onca şiirler nasıl yazılacaktı yoksa ? Bunca yaşanmışlığın elbette bir karşılığı olacaktı. Bir Neşet Ertaş'ta türküsü olur, bir Erdem Beyazıt mısrasıda, bir Reşat Nuri romanıda oluverir. Hayat demiştik bir gün gitsek bile daha daha farklı yerlere, yeni yeni yerlere hatıralar, anılar, dünler yeter. Unutmak çoğu kez güzel bir şey değildir hatta hiç iyi bir şey değildir. İyi olan şeyler kadar kötü olan şeylerde unutulmamalı. Ama bu bizim basiretimizi bağlamasın çünkü gelecek yeni yeni bir çok yaşanacak tecrübe edilecek güzelliği ile bizlere kucak açmış durumda. İçten içe söyliyelim şiirleri, türküleri. Güzel olanı beklemek, güzel olan için çaba sarfetmek ve güzel olanı hayırla yad etmek lazım gelir. Kötü olanlara tabikide sünger çekeceğiz ama kesinlikle unutmayacağız, içli şiir ve türkükerimizde kendilerine yer bulmalılar çünkü. Hatırladıkça ufak bir sızı olmalı oda bize ders olmalı. Durum bundan ibaret geçmiş bize ders, gelecek umut. Bilinmez neyi getirir zaman, bilinmez neyi götürür zaman. Olan her şeye rağmen hatıralar yeter. Yollar kesişecek gül bahçelerinde, yokuşun sonu olacak düzlük. Bizi yaşatacak neler var neler. Dedik ya işte hatıralar yeter.
22 Şubat 2018 Perşembe
Sadece Hayrına Düşünmek
Gecenin bir vaktinde derin düşüncelerin içindeyiz yine kim bilir. Veya en derin uykularda rüyalardayız. Farklılık göstersede hep kafamızın içinde bir şeyler döner halde. Heleki geceleri daha bir hızlı döner. Fikirler, fikirler diğer fikir ötekisine devrim yaparak ilerler yoluna. Kalp atışlarımız bir önemi yok aldırış etmediğimizden. Göz kırpışlarımızında bir önemi yok sahiden. Sahiden de neyin önemi var bunca fikirler kafamızda uçuşurken ? Geri kalan ihtiyaçları tamamlamış olmanın rahatlığı ama çözümlenmemiş meselelerin can sıkması. İşte bu tarz gel gitlerle dolu bir hayat. Hayatta böyle yani tabiri caizse bir Karadeniz ya. Asi ve hırçın. Dalgaları gelip gider. Bir de şu yönden bakacak olursak insan doğup geldiği dünyadan ölerek gidiyor. Yani doğru bir hipotez hayatımızın her safasında var gel gitler. İşte düşüncelerde böyledir. Gel gitleri, git gelleri sever. Birde geceleri seviyorsanız gel gitleride seviyorsunuz demektir. O zaman bir felsefe ilmine eğilin derim. Aslında herkese lazım. Düşünmeyi esas alan bir ilim herkese lazım. Heleki şu zamanda değil mi ? Düşünmek, gel gitleride olsa da, nihayi karar verilince yine bir rahatlama geliyor. İşte her düşünce bir niyete her niyette bir amele kapı açıyor. İyi mi kötü mü ? En temel gel git. Bazen herkes zorlanıyor bu kıyasta. Bu zamanın önemli basamaklarından biri. Sağlıklı düşünmek hayra sevk ettirir çünkü. Vakitlice güzel düşünelim tabi en başta güzel niyet edelim bazen kısa vadede bize zarar vericekmiş gibi gözüken şeyler zamanla dahada güzelleşiyor. Düşünmek bir atılım gibidir, hayır ise güzel sonuçlara sevk ettirir. Bol gel gitler ve kıyaslamalar. Hayat kısa olsada güzel değerlendirene bir hazine. Buyrunuz gel git ve kıyasınız bol iradeniz hak eksenli olsun. Güzel düşünüp güzel düşünenlerle haşr olun. Bilinki güzel düşünenler daha samimi olacak ve bu kutlu yolda dev adımlar atacak. Bereketli olsun...
21 Şubat 2018 Çarşamba
Holiganizme Son
Şu zamanlarda nedense hep bir farklılık var bizlerde. Havasında mı ? Suyundan mı ? Bilmem ama herkeste bir ötekileştirme çabaları. Hakikaten çok garip. Ve ötekileştirme ile birlikte gelen şuursuz bir şekilde taraf olma, fanatiklik ve faşistlik tutkusu. Holiganlık resmen. Ne yani, ya hep ya hiç mi bizim hayatımız ? Orta kararı herkesi mesut edicek bir noktası kalmadı mı bu hayatın ? Nedense eleştirilerde bu durum sıkça karşımıza çıkıyor. Ne yazıkki insanlıkta akli ve dengeli eleştirmekte kalmamış malesef. Tek misyon senden değilse onu orda yak yık. Ne hoşgörü ne samimiyet ne sevgi ne hürmet. Hepsi al aşağı edilip talan edildi. Bu kadar kolay olmamalıydı inanırmısınız. Kaybetmemeliydik bizi biz yapan değerleri. Heleki hoşgörmeyi hatalara eleştirel yaklaşırken düzeltebilmeyi ve düzeltirmeyi. Bizden parçalar koparılıyor bilmem farkındamıyız ? Sen şucusun, ben bucu, o ocu falan. Hakikati savunduktan sonra neci olduğunun hiç bir önemi yok. Birlikten, beraberlikten kardeşlikten yana olduktan sonra bir problem yok, olmamalıda. Net bir cümle söylemek istiyorum. Her türlü etnik holiganlık müslüman şahsiyetin ve bütün insanlığın ayakları altında olması gerek. Sebebi aşırıcılık olan şey ya zarar ya ziyandır. Terazimizi ona göre ayarlıyalım. Ayarlıyalım ki hesabımız şaşmasın. Yoksa işimiz burdan göçtükten sonra hiç şaşmayan terazi ile daha zor olacak. O yüzden bazı şeyler kolayken aşılmalı ve zorlaştırılmamalı. Günümüzün sorunu olan kutuplaşma ve kamplaşmadan beriyim ve herkes beri olmalı. Olmalı ki dünya güzel bir yer olsun. Kendimize sahip çıkalım ki insanlığa sahip çıkmış olalım. Ötekileştirme çözümün sonu değil sorunun başlangıcıdır. Kendimizi bilelim ve ona göre davranalım bundan faydalanmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Buyrun, İNADINA KARDEŞLİK, İNADINA BİRLİK VE BERABERLİK...
19 Şubat 2018 Pazartesi
Gariplikler
İnsan ne gariptir. Doğar şaşılası,ölür şaşılası. Yalan söyler şaşılası, hatalar yapar şaşılası. Gideceğimiz yerin veya şuan bulunduğumuz yerin veya veya geçmişte olduğumuz yerin bir önemi yok gibi sanki. Sanki mevsimlerden de hep bahar . Toz pembe her şey buda geçecekmiş gibi. İnsan işte hep ümit eder kolayı seçer. Bir mücadelenin içerisinde zor görünür her şey, kolay olana sığınır insan. Faydasız ilimden,bilgiden Allah'a sığınalım. Hakikaten zor bir dönemdeyiz. İnsan oluşumuz her dönem imtihanımız olsada şimdilerde daha bir zor. Onca gelişme ve ilerlemeyle gelen kolaylıklar değil zaten zorluklar aslında. Kısılan sesler ve soluk soluğa kalmış bedenler var aslında dünyada. Soluk kesmek için yemin etmiş kişilerde vardır. İnsan, insan, ademoğlu. Ne kadar garip ki bunlarıda yapan insandır. İyi veya kötü olmayı seçende. Onca duygu, davranış, tutum insanın ruhunda ve bedeninde vücud bulunca garipleşir. Sıradanlıkta gariptir o yüzden. Farklılıkta. İkisinin ortasında kararında olmakta gariptir. Aslında hayat değil insanlar gariptir. Hayatıda garipleştiren insanların hayatlarıdır. İnsanın dokunduğu, bulunduğu, ilişki içerisinde olduğu her şey gariptir. Bu kadar garip olan ne ki ? Diye sormayın bu kadar garip olmasına şaşırdığınız şeyde aslında bir garipliktir. Bunca garipliğin sebebini üzerimizde topladığımıza göre, bizi ve bunca garipliği yaratıp bize sebeb kılan Allah'a bolca şükür etmek lazım gelir. Mesele tamamı ile bizde her şey garip ama iyi veya kötü olmak bizim elimizde. Garip olan şey her şeyin garip olması. Asıl olan şükür ve teslimiyettir. Ötesi ondadır...
14 Şubat 2018 Çarşamba
Sevelim Sevilelim
Her şeyin temelinde sevgi yatar. Her şey sevmek ile başlar. Sevmek duyguların en saf ve en temizidir. Bugün sevmek eylemini ötekileştirerek, karmaşık ortamlar üretip insanları bu ortamlara meyil etmesini isteyen kimseler neyin derdinde olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bu gibi ortamlarla beslenenlerin sonunuda az buçuk bilmekteyiz. Kalkıp bunun yanlış olduğunu ve bundan beslenenleri ifşa edildiğinde, kendilerinin kutuplaşmadan değil kardeşlikten yana olduklarını söylerler. Eğer sevgi bu ise bu sevginden beri durmak bizlerin en temel vazifemiz olmalı. Bu ve bunun gibi bir çok fayda getirmeyen birlik ve beraberliği zedeleyen hususların üstünü kapatma çabaları boşa çıkacaktır. Malumunuz en klasik ve en çabuk sonuç alınan bir çalışmadır kutuplaştırma. Mesele basittir. İki karşıt grupları çatıştırmak. Ve bu çatıştırma farklılıklar üzerinden ilerleyerek sonunda kin ve nefrete dönüşmelidir. Buda hiç istemediğimiz bir durum. Kimse istemez. Velhasıl sevgi emek ister. Yıkmak ve kırmak en basit olanı. Buda imtihan dünyasının cilvesi heralde. Çünkü yapmak ve onarmak hep zordur. Zora tabi olanların hedefinde Allah'ın rızası vardır. Ve rızaların en büyüğünün sahibini sevmek ise bu yolun başlangıcıdır. Keramete gerek yok. Hak ve batıl ortadayken nefsi hafeket etmeyip, çeşitli bahaneler ile kılıf uydurmayıp zor olan yola çıkmak boynumuzun borcudur. Hasat vakti yaklaşmakta ektiklerimiz ile o kutlu günde hesap vereceğiz. Kırmak yerine sevmeyi deniyelim. Sevelim, sevilelim...