12 Ekim 2017 Perşembe

HİÇ ÖYLESİNE

Mekanların daralan kısımlarının, içsel bunalımların, kah yanlızlıkların vücut bulmuş haliyiz. Soğuk odaların, nemli duvarların, kibritteki ilk kıvılcım tanesiyiz. Oturup kurulduk mu masaya çay bana da çay bana. Sıra gecelerinin eşsiz ağıtları gibi yüreğimiz. Atmaktan yorulmuş kalbimiz, geçen ömrümüz. Bir dostla konuştum çok bir zaman olmadı. Gönlü gibi kendide naif. Bir arayayamamışız birbirimizi ulaşamamamışız uzun zamandır. Bir abim ile karşılaştım cami çıkışı hiç görüşememişiz uzun bir vakit. İçimizde öyle bir birikmiş ki her şey dolup taşmış ama hiç boşalmamış. Rahatlamak için herhangi bir çabamızda yok açıkcası. Biriken biriktiği ile kalıyor. Gelen geldiği gibi,gelecek olan gelecek olan gibi. Olanda hayır vardır cümlesi dökülüyor dillerden. Belkide büyüdükçe imtihanımızda o denli büyüyor. Bu yüzden bu büyük dağ yığınları yokken birikerek bizlere ağırlık oluyor. Bunca cefa imtihana yürek mi dayanır dedirtiyor. Ama en büyük dost Cenab-ı Allahtır. İçe atılanları bile bilen alemlerin Rabbi günde en az 5 sefer huzurunda seni bekliyor. Derdimizi açmaya bir secde kadar yakınız. İçimizin rutubetli olması nitelikli olmamızın önüne engel teşkil edecek temel husus bu. Çare Allah'a konuyu açmaktan başka bir şey değil. Dünya da 5'ten büyüktür. Bize lazım olan,güzel huy ve tevekküldür. Her kapının kilidini açan bu anahtarlar bunlardır. İşimiz insan,derdimiz insan. Temelde bu işe beşer sisteminin sorunları olarak bakmak daha doğru olur. İçe kapanmakla kaybetmektense güzel dostluklar gelip bizi bulacaktır. İçimizdekileri çiceklere anlatmak en güzeli. Zafer vaad edildiğine göre bahanede kalmadı, artık bize düşen gereğini yapmaktır. Böyle gelmiş böyle gitmeyecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder