Hizaların kaydığı, kazanların devrildiği bir zamandayız. Öyleki insanların sabrı kalmamış günah keçisi arar halde. Birisini yakalasakda yersek. Diri diri toprağa gömsek. Ardından vakit geçince hayır ile yad edsek. Bırakın meyveli ağacı taşlamayı baltalıyorlar. Bıcaklar bileniyor. Otoriteler kürsülerden, hayır getirmeyecek söylemlerle yükseliyor. Kaybın dibindeyiz. Boy versek dahi kurtulamayız. İnsan kendi kendisine en iyi zararı verdiği devirdeyiz. Bir hastalığın pençesinde. Seviyoruz öldürene kadar, nefret ediyoruz öldürene kadar. Ortası yok çünkü itidalimizi kaybetmişiz. Bizi biz yapan medeniyetimizin en önemli unsuru dinmizin bize emrettiği kaidedir itidal. Kasketli dayı, tek bildiği şey o kanalı açmak olan falan teyze, reelpolitik filan abi, tek bildiği etiket ve yafta olan bu kardeş sanadır bu söylenenler açta kulaklarını dinle. Bunca hırsa, bunca aksiyona bunca gereksizliğe gerek yoktu. İnsanların sadece doğrulara ihtiyacı vardı. Küstürmek en basit olanıydı. Niye kayıp gidiyor elden bu değerler ? Bu kadar mı yakışıksız ? Niyetleri tazeleyin abiler, kardeşler, amcalar ve bir sirkelenin. Ötesi berisi aşağısı yukarısı yok bu işin olmazda. Yakıp yıkmayalım onca güzel gönülleri. Bu sefer kayıplar çok olacak. Olmasın, dert, tasa, keder ugramasın. İyilik ve güzellikler sarsın. Sıkı sıkıya kardeşçe. Bilinirki Dünya güzellikle kurturulur. Haklını ve mazlumun yanındayız. Bu devranda döner.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder