Soluk alıp verdiğimizde buharını gördüğümüz, karın lapa lapa yağdığı o soğuk kış günleri geldi çattı. Lakin eski mutlu kış günleri ve sokaklarda yankılanan çoçuk sesleri yok. Çaresizliği çare edinmiş, bir adım ötesinde neler yaşanılacağını bilmeyip bu korku ile yaşayan bir güruh ile sarılı dört bir yanımız. Elbetteki bu presin sonucunda her gün bir yeni kişilerde ekleniyor o güruha. Tek çare biziz bizden ötesi olmaz diyenlere zihnen kapılmış olmanın vermiş olduğu bu durum çok acı. Gün geçtikçe körelen, fikir hamallığı ile başlayan bu durum at gözlüklerini takıp dünyaya bu şekilde bakarak yaşamaya, yaşamın devam ettirilmesi ile sonuçlanıyor. Çare var efendiler çare var..
Çare biziz, liyakatli insanları o noktalara taşıyacak olan bizleriz. Başımızı ellerimizin arasına alıp kara kara düşünme vakti değil. Çare aramayıp, çaresiz kalmak hemde bu devirde bunca imkanın içinde akıl tutulmasından başka bir şey ile açıklanamaz. İnsan neden çaresiz olmayı seçer ki ? Kolay olanı seçmek çaresizliğe tamah etmek mi ? Bunca dert yandığımızı meselenin sorumluları da biziz zaten. O yüzden çare var. Çare hep vardı. Ümitsizliğe sarılmanın, mutsuzluğa metelik atmanın sonu yok. Çare var insanlık. Çare var. Tekrar işi ehline verip, anahtarları teslim edilmesini sağlayıp ilk adımı atabilirsiniz. Hatırlayın ve göreceksiniz. Taklitçi ve liyakatsizlik akan o kadrolardan sıyrılın. Elbette görüceksiniz ak ve karayı. Geceleri parıl parıl gökte parlayan ayı ve yıldızı. Çare var. Hep vardı. Ve varolacak. Sadece bakıp görmeyi, görüp gereğini yapmak gerek. Bu kapı herkese açık, korkmayın dışlanmayacaksınız, kapıyı açıp ne olursa olsun her şeyi ama her şeyi geride bırakıp içeri girin. Sonrası zaten bir köhne devrin sonu, aydınlığı yükseldiği bir yer olacak. Ümit bizdedir, sevgi bizdir, çare bizdendir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder