21 Eylül 2017 Perşembe

Evlerimiz Yanıyor Modernizm İlleti

İç çekerek, türkü söyleyerek bu çakıllı yolların müptelası olmuşuz gibi ama asfalt ve egzoz dumanlı yollarda beton yığınları arasında yürüyoruz. Bir baktıkça solgunlaşan her şeyin veya bozulan,değerini yitiren her şeyin insanoğlundan çıktığını görmek mümkün. Hep bir doğaya karşı hasret var içimizde. Hep bir arayış var, bu yüzden hafta sonları bir kaçamak yaparak toprağın bağrına bırakırız kendimizi.Ve ilginçtir ki, doğanın bunca yapılan zulüm karşısında insana kucak açışıda takdir edilesi. Bunca güzellik nimetinin insanoğluna sunulmuş olmasını böylelikle daha iyi idrak edebiliriz aslında. Lakin göğü delen gökdelenlerin duruşu nedense daha bir cazip geliyor. Bu yüzden mutevazı müstakil evlerimiz doğallığı, bu beton yığınlarına yenik düştü. Evlerimiz gidiyor, modernizm illeti kalpleri kuşatmış. Öyleki içimizde olan ufak kırıntılarıda çarpık kentleşme denen abidik gubidik bir yerde harcayarak doğallık misyonumuzu tamamladık. Evlerimizde kalplerimiz gibi ülkemiz, sokaklarımız,caddelerimiz ve biz,bizimle birlikte bizi biz yapan her şeyimiz. Yangın yeri demiştik ama bu başka bir yangın,belirti yok içten içe kaybediyorsun. Zayi olan böylelikle ömrümüz oluyor. Biz dahil ne kadar restore edilsekte zamanın durmayışı az veya çok kaybımızın fotoğrafı. Evlerimiz yanıyor, yani kalplerimiz, modernizm illeti ile restore ediliyor diye yansıtılıp değişen hayatlarımız. Umutlar bile kararırken,geçmişin güzellikleri siliniyorken hafızalardan, daha hayata yeni merhaba diyen ve diyeceklerin durumu ve vehameti zor olduğunu söylemeden edemiyoruz. Ve ekliyoruz kaçan balık hep büyük olur diye. Asırladır bu dünyayı değiştiren çeşitli akımların hepsinin son bulması izleyen bu gözler bu kadar karamsarlığa rağmen bir umut parıltısı yetecektir demeden edemeyeceğim. Güzel olan anlatılmaz güzel olan yaşanır. O zaman değiştirenler arasında yer almak ümidi ile. Bizimle değişir bu dünya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder