Bilmem ben dillerde hangi mısaralar var. Bilmem karanlık sokakta söylenen acıklı türkülerin isimlerini. Bilmem işte niye bileyim ki hem ? Herkesin bir hikayesinin özetidir ağızlardaki söylenenler. Bir kaybediş öyküsüde olabilir, yeniden yükseliş öyküsüde. Kalplerin atış ritimleri farklı, bakışlar, nefes alıp vermeler, hisler, düşünceler, yaşanmışlıklar farklıdır besbelli. Herkesin kesiştiği ortak noktası her şeyin bir imtihan olması ve sonunun ya cennet ya cehennem olmasıdır. Niyet ve akıbet eksenli hayat yolculuğumuz yer yer çakıllı yollar yer yer çukurlu yollar yer yer dümdüz kara asfaltlı yollar oluyor. Gidesimiz var o yüzden gitmek, yaşamak, tecrübe etmek insanoğlunun şanından olsa gerek. Onca türküler, onca şiirler nasıl yazılacaktı yoksa ? Bunca yaşanmışlığın elbette bir karşılığı olacaktı. Bir Neşet Ertaş'ta türküsü olur, bir Erdem Beyazıt mısrasıda, bir Reşat Nuri romanıda oluverir. Hayat demiştik bir gün gitsek bile daha daha farklı yerlere, yeni yeni yerlere hatıralar, anılar, dünler yeter. Unutmak çoğu kez güzel bir şey değildir hatta hiç iyi bir şey değildir. İyi olan şeyler kadar kötü olan şeylerde unutulmamalı. Ama bu bizim basiretimizi bağlamasın çünkü gelecek yeni yeni bir çok yaşanacak tecrübe edilecek güzelliği ile bizlere kucak açmış durumda. İçten içe söyliyelim şiirleri, türküleri. Güzel olanı beklemek, güzel olan için çaba sarfetmek ve güzel olanı hayırla yad etmek lazım gelir. Kötü olanlara tabikide sünger çekeceğiz ama kesinlikle unutmayacağız, içli şiir ve türkükerimizde kendilerine yer bulmalılar çünkü. Hatırladıkça ufak bir sızı olmalı oda bize ders olmalı. Durum bundan ibaret geçmiş bize ders, gelecek umut. Bilinmez neyi getirir zaman, bilinmez neyi götürür zaman. Olan her şeye rağmen hatıralar yeter. Yollar kesişecek gül bahçelerinde, yokuşun sonu olacak düzlük. Bizi yaşatacak neler var neler. Dedik ya işte hatıralar yeter.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder