Yaşadığımız dünyanın her geçen gün
bir bataklığa sürüklenir gibi sürüklendiğine bizzat şahit oluyoruz. Öyle ki
gerek görmezden gelerek, gerek geçiştirerek sıyrılmaya çalışıyoruz veya bunlara
zorlanıyoruz. Hayatın bu şekilde kurgulandığı bir dönemde, seçeneklerin
kısırlaştırılıp önümüze koyulması kabul edeceğimiz bir durum değildir. Bir
Müslüman şahsiyete yakışmayan bir durumdur. Her ne kadar teknoloji çağı denilen
bir dönemde yaşasak da cahillik ve cehalet her yerde almış başını gitmektedir.
Temel manada dinimizi yaşantımıza aktarıp yaşamadan ve ilim açısında kendimizi
geliştirmeyip bunları insanlığa aktarmadan bu cahillik ve cehalet son
bulmayacaktır.
İslam ve ilim ayrılması pek
mümkün olmayan bir birlikteliğe sahiplerdir. Kaldı ki dinimizin emir ve
yasaklarının çoğunu ilim ile açıklarız. Yani ilimi dinimizin pekiştirilmesine
yardımcı bir araç olarak düşünebiliriz. Böylelikle hem kendi hayatımızı bir
istikamet belirlemek adına hem de bütün insanlığın hayatındaki istikamete katkı
sağlamak adına çağın puslu havasını dağıtmamız için sahip olmamız gereken
şeyler sağlam bir iman ve ilim sahibi bir birey olmaktır. Bir Müslüman
şahsiyettin hatta ve hatta genç bir Müslüman şahsiyetin apaçık bir şekilde baş
belası olan cehalete çare araması ve çözüm bulması en birinci vazifesidir. Ve
çağın sunduğu onca batıl şeylere ayak uydurmaktansa çağa ışı tutan bir yapıya
bürünmesi en belirgin özelliklerindendir. Çağa ışık tutmak adına yapacağı en
büyük niteliği ise ilim olarak kendini geliştirmesi ve bunu dinimiz ile
birleştirip güzel bir sonuca ulaşması olacaktır. Cehalet sadece bilinmemek
değildir. Bilinmemesi gereken bir şeyi ısrarla bilmemek, yapılması gereken şeyi
ısrarla yapmamak veya her ikisinin zıttı durumlarında karşımıza çıkan olayların
bütünüdür. Kaldı ki bilme noktasında çağımız pek açık bırakmasa da, yapılması
gerekenin yapılmaması noktasında hala bir katkıda bulunmamıştır. Bu açığı
kapatacak çağa ışık tutacak insanların hidayetine vesile olacak kişiler iman
noktasında elhamdülillah Müslümanım diyerek, iman etmenin gereği ile önce
kendisi yaşayıp, sonrasında başka insanlarında yaşamasına katkı sağlamalıdır.
Katkı sağlamasındaki temel unsur ise elbette ki ilimdir. Asırlardan beri bu
böyledir. Birde suyu bulandırmak isteyen yani hakkın karşısında batıldan yana
olup ve bunun gerekliliklerini yerine getiren ve getirmesi gereken bir güruhta
var. Dünya bu noktada eşit bir ve zıtları ile kaim bir yerdir. Çağa ve çağın
kötülüklerine, batıla, batılı ile her türlü ilişkiye karşı İSLAM VE İLİM.
Gerisi alemlerin Rabbi’nin takdiri olacaktır. Bir Müslüman gence düşen ise
iman, ilim ve elbette ki neticesinde aksiyon alması olacaktır. Ve görülecektir
ki cehalet duvarları yıkılacak, karanlıklar yerini aydınlığa bırakacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder