26 Haziran 2020 Cuma

Bir Demet Ülkem

İnsan yaşar. Yaşaması gerektiği kadar yaşar. Bir mühleti vardır ama onu bilmeden, başına neler geleceğini tahmin bile edemeden yaşar. Bir saniye sonrası için bile garantisi olmadığı şu dünyada elbette ki geleceğe dair olayları bilmesi pek mümkün değildir. Ama buna rağmen de yaşar. İşte yaşamak ile yaşamamak arasındaki o ince çizgide aylar öncesinde yeni bir yıla adım attık. İyi mi ettik? Yoksa kötü mü ettik? Onun takdirini bütün insanlığa bırakıyorum. Benim ele almak istediğim mesele yurdum insanından bir potpori ve durum değerlendirmesi yapmak sadece…
Yaşayış olarak, verilen tepkilere dayanarak biraz öz eleştiri yapacağım. Yıl 2020. Ama hala belli başlı noktalarda aşamadığımız şeyler var. İşin içine teknoloji ile harmanlanan bir süreçte dahil olunca o kadar komik şeyler ortaya çıkıyor hepsi malumunuz. Ve bunlara salgın ile eklenen karantina süreci de dahil oldu. Enteresan video akımları, salgın noktasında alınan tedbirlere verilen yine bir o kadar enteresan tepkiler, vazgeçilmez ve gün geçtikçe popülerliği git gide artan ve artık herkes tarafından benimsenmiş tiktok mecrası. Bunlarla birlikte hiç farkında olmadan sosyal medyaya ulaşan daha bambaşka fotoğraf ve video içerikleri. Bizi yansıttığı kadar bizi hiç yansıtmayan onca hususlar. İşte böylelikle ülkemizde bu son yaşananlar ile dijital dünyaya kayma eğilimini sürmekte. Ama bu kayma eğilimi süreci çok iç açıcı olmamaktadır. Olumsuz etkileri daha çok sirayet eder halde toplumumuza ulaşmaktadır. Artık genç nesil değil ilerleyen yaş gruplarında da bunu net bir şekilde görmekteyiz. Kişiliklerinden garip bir şekilde verilen tavizler, etik ve ahlaki olmayan davranışlar evlere şenlik şekilde gözler önüne serilmektedir. Ve tabi ki bunların yanında sinema ve dizi sektöründeki dizi, film gibi görsel izletilerinde tüm bu olanlara çanak tutup bu eğilimi daha üst noktalara taşıması yine aşikar durumlardandır. Çok daha detaylı zincirleme yöntemi ile çoğu sosyolojik hususu birbirine bağlayarak çıkarım yapabiliriz. Ama malum süreçte dijital medyayı ele alıp analiz etmek bence başlangıç ve daha kolay bir adım olsa gerek. Çünkü eğer buradan başlamış olursak ilk kendimizi düzeltme eğilimi içerisinde olacağız.
Bu kaynaklardan görsel ve zihinsel olarak beslenirken daha seçici ve dikkatli olacak sosyal medya kullanımımızda bu yönde hareket etmesini sağlayacağız. Dikkat etmeliyiz, etik ve ahlaki süzgeçten geçirerek tepkilerimizi paylaşımlarımızı yapmalıyız. Yoksa salgın münasebeti ile kapatılan cami kapısını tekmelerken, ahlaki noktada sıkıntı teşkil edicek içerikli videolar paylaşırken yada 1 mayıs münasebeti ile devletin polisinin uyarılarına ve kolaylık olarak araçlar ile sizi alana geçirelim demelerine biz yürüyeceğiz ve eylemi gerçekleştireceğiz derken ve daha nice yanlışları yapar halde kendimizi bulabiliriz. Hepsi bizde olan yanlış kalıntılar ve bu yanlışlara düşmek öyle çok uzak ihtimallerde değil. Bunun için seçici olmak, kendimizi tanımak ve iyiye, doğruya yönelim sağlamak başlangıç olarak yapmamız gereken şeylerdir. Göz görmeyince gönül katlanır evet ve ekliyorum zihinde o görülen olumsuzluklara ayak uydurmaz. Gözümüzü kapayalım, kötü olan her şeyden ama her şeyden arınalım. Bir demet ülkem, senden taşanlar ve bu daha başlangıç faslı daha düzelebilmek için uzun bir sürecimiz var…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder