5 Ekim 2020 Pazartesi

Reelpolitikliğin Kıskacında Ömürler

 Hayat, her bir bütünü ile bir inanış ve o inanışın gerekliliği olarak verilen bir mücadeledir. Öyleki doğru olduğuna inandımız şeyler için mücadele verir ve o doğrultuda ilerleriz veya gayret gösteririz. Bu ilerlemeler ve gayretler neticesinde ise kendimize bir yer ediniriz. Bu yer edinişimize göre yaşantımız ve çevremiz şekillenmiş olur. Böylelikle bu yaşam döngü içerisinde dairesel hareketi tamamlamış oluruz. Bu işleyişin en temel ve en özet halidir. Fakat çoğu noktada kararlarımıza etki edecek faktörlerde vardır. Hatta inancımıza ve yaşantımıza ters düşecek kararlar vermemize ve eyleme dökmemize bile neden olacak faktörlerdir o faktörler. Ve gün geçtikçe bunu daha iyi görebilmek mümkün. Çünkü gerçeklik süzgeci yani realite denilen o illet doğru olan ve olması gereken her şeyin ama her şeyin önünde engel. Ve bu engel tabiri caizse Çin Seddi’ne dönüşmesine ramak kaldı. İşte bu noktada doğrunun tekliği birleştirici güç olmalıydı fakat realite bu noktada yoladan saptırarak türlü türlü yanlışlara insanları sevk ettirdi. O olmaz, bu olmaz , o dünyada olmaz demek diyebilmek bizleri sürükledi. Ve tabi her insanın içinde durmak tükenmek bilmeyen nefsi. Nefis, realiteden daha belirleyici bir faktör aslında. Öyleki içimizdeki heva ve hevesler çok büyük belirleyicilerdir. Uğrunda yapılanlar, anlatılanlar en büyük örnektir. Aslında realite ve nefis insanlığın en önemli gündemi, fakat bu denli bastırıp ikinci plana atarak hayatımızı o kadar riske atıyoruz ki. Kullandığımız kelimelerden attığımız adımlara, soluduğumuz havaya kadar bunları unutuyor, unutturmaya çalışıyoruz. Siyasi, sosyal hayat, ekonomi her an ve her saniye işte tam olarak her şeyde her yerde. Ne kadar acı böylelikle çıkar köprüsünden geçerek bir ömrü heba ediyoruz. Bir iç muhasebeye vesile olabilmesi temennisi ile sağlıcakla kalın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder