Hayat, bazen su misali, bazen sert esen rüzgar ile savrulan yapraklar, değişen ve her değişimin ardından yenileşen bir döngü gibidir. İnsanların eskiyi yad etmeleride artık git gide de farklılaşıyor. Anılarda saklı olan güzellikler artık yerini ekonomik tartışmalara bırakmış 1 ay öncesini tartışır olmuşuz. Öyleki bu tartışmalarda tarafların radikal ve polyana gibi takılmalarıda itidalin olmadığının en büyük göstergesi olsa gerek. Böylesine her şeyde uç görüşlerde olan toplumumuzun ciddi manada hem sosyolojik hem psikolojik olarak bir takım problemleri ile karşı karşı olduğunu söylemekten kendimi alı koymayacağım. Bunlar ile birlikte elbette çeşitli medyatik algılarla hem radikal tarafa hemde polyana tarafına çekilmelerde mevcuttur. Bunu ile birlikte taraf olmayıp ortalığı alevlendiren bir çok faktörde vardır. Bu mesele daha derinlemesine olması münasebeti ile şimdi değinilecek bir durumda değil. Temel manada ele alınacak durum itidalin ve çözüm odaklı bakma durumunu ortadan kalkmasıdır. Tepki bir çözüm müdür ? Tek başına bir çözüm değildir, sadece çözüme giden yolda ufak bir adımdır. Peki Tepkiyi aşırılaştırmak çözüm müdür ? Elbette değildir, aksine zarardır. Peki olanları sürekli iyi yormak bir çözüm müdür ? Elbette değildir, ortada yanlış varsa ve. üstünü örtülüyorsa buda zarardır. Yani böylesine kutuplaşmanın evveliyetide vardı ve hala var hala devam etmekte, itidal ve çözüm ise bir kenarda keşfedilmeyi beklemektedir. Aslolan milli, yerli ve üreten bir toplum ekonomiye sahip olmaktır. Dışa bağlımlılık her zaman daha kötü sonuçları beraberinde getirecektir. İsraf yatırımlar çare değildir aksine çıkmaz sokakların çıktığı yollardır. Acizane bu ufak bir çözüm alevlenmesi olabilir. Tencereye kaşık vurup gezmek, bizi kıskanıyorlar naraları ile dolaşmak göz boyamaktır. Nereye bu gidiş sorusu bu noktada önemlidir ? İçi boş olmayan hali ve çözümün önemli bir başlangıcı olacaktır. O halde çözüme giden yolda iyi sorular ve niyetimizin çözüm odaklı olmasıdır. Niyet hayr akıbet hayr.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder