Bilmiyorum kaç senedir ama bayramlar bir durgun geçiyor. Mahallenin en son haylaz çocukları bizmiydik yoksa. Çocuk sesleri elini eteğini çekmiş sokaklardan. Bir tarafta patlıyan mantar tabancalar, torpiller, kız kaçıranlar, harçlıkları deli gibi yiyeceklere yatıran nesil yok artık. Sonuncusu bizmiydik diye övünsem mi yoksa üzülsek mi bilemedim. Hakikaten yok ama. Cadde üzerinde evimiz olmasına rağmen çift kale maç yapan çocuklardık biz. Ne olduda sokaklardaki oyunlar misyonunu tamamladı ve çocukça düşüncelerden, bedenlerden sıyrılır oldu ? Bayramların bu zamandaki en büyük eksikliği bu galiba, sokaklardaki çocuk cıvıltısı. İnarnır mısınız artık kapı kapı gezen şeker toplayan çocuklar bile yok. Zamanla biz ve her şeyimiz değiştiriyor. Artık bayram tatilleri akraba ziyaretleri yerine bir tatil kaçamağı bile oldu hatta artık. Karl Max'a hak vermiyor değilim. Üretme ve tüketmek bütün benliğimize işlemiş ve maddiyatçı, materyalist bir yapıya bürünmüşüz. Bir çocuğun tebessümü, bir baş okşama bir el öpme ar edilecek boyutlara taşınmış. Üzülmemek elde değil. Aslında bu olanlar bayrama has bişeyde değil sadece 12 ayın 1 ayı böyle değil veya ne bileyim 365 günün 30 günü falanda böyle değil. Yılın her saati, her günü her haftası, her ayı bu durumda. Materyalist olmuşuz, bir çikolata ile ağzımız tatlansa işte o çikolatanın mutluluk hormonlarımızı harekete geçirse bile ne fayda ? Biz şeker koleksiyonu yapan çocuklardık zamanla sürüklendiğimiz yerler pek iç açıcı değil. İşi ilk adımı maneviyata yönelme eğilimi içerisine girebilme gerisi gelecektir. Öyle umuyoruz, külümüz üflense altından maneviyatımız çıkar köklü kültürümüz çıkar. Bayram temennim bunu idrakine varıp ömrümüzün her anını buna göre devam ettirmek. Bayram o bayram ola. Hayırlı bayramlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder