Denizimiz yok bizim. Yani bu sefer denizin mavisine sığınmadık. Kendimizi bozkırın yeşiline, gökyüzünün mavisine bıraktık. Derdimiz varmış anlatacak farklı yerler aradık. Bulduk. Anlatmaya koyulduk. Güneşin parıltısı o kadar sıcak ve samimi karşıladı ki bizi içimiz ısındı. Gökyüzü o kadar şeffaftı ki içimizi açtı. Ve bozkırın yeşili öyle sarıp sarmaladı ki bizi bir kardeş sarılması gibi. Derdini söylemeyen derman bulamazmış derler ya, kesinlikle doğru ama derdi dinleyecek yeni dostlarda gerek bu hayatta. Bu güzel karşılama ile yeni dostlara anlattığımız dertler ile kendimizi rahatlattık. Ama hiç konuşmadan . O toprağa bastık, o güneş içimizi ısıttı, gökyüzü gönlümüzü açtı ya işte tam olarak böyle. Konuşmuyorduk, dudaklarımız kıpırdamıyordu ama dertler teker teker çözüme kavuşma yolunda ilerliyordu. Sus pustuk ama yüzümüzde tebessümler beliriyordu. Hiç olmadık şekilde huzura ermiştik. Böyle bir dosta nerden eriştik ? Derdimizi anlattık ve rahatladık. Güzel havayı soluduk oturduk seyre daldık. Hepsi ile kucaklaştık. Ve işte onlar bize kaybolan bir hakikati hatırlatmaya yardımcı olmuşlardı bunun farkına vardık. Dost dediğin bu olsa gerek. Hayat bu iyisi ile kötüsü ile devam ederken hiç bir şeye takılmadan doğruya en doğruya ulaşma gayesinde olmamız gerektiğini bu istikamet üzere olmamızı içimizde anımsattı. Ayrılırken bir sıcak selam yetti. Ve yine bekleriz kelamı ile içimizi bir hoş etti. Geleceğiz elbet derdi biter mi dünyanın hiç ? Geleceğiz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder