Teslimiyetimiz, kalbimizin en derinliklerinden bağlıdır. İnsan hiç şüphe yok ki güvendiği zaman kendini gönül rahatlığı ile akışına bırakır. Öyle böyle değil sular seller gibi. Bir kişiye bağlanmaya görelim, bir anda bütün dünyamız değişir. Güven meselesi, teslimiyetin püf noktası.
İnsan hayatı boyunca hep kendine dayanak arar, bazen sırtını ,bazen omzunu, bazen başını yaslıyacak birilerini arar durur. En kötü ekilmelerinden tutunda, en hasarlı mağduriyetlere varacak kadar her şeyi yaşar şu hayatta. Her şey başımıza gelebilir. Ama güven meselesi çok zor ve toplumdaki en önemli mefumdur. Gittimi bir daha gelemesi zor, kırıldı mı bir daha tamir edilmesi kolay olanmayan bir duygudur. Herhangi yapacağımız bir şeyi kendimizde buna dahil, güvenilmeden başlanılmaz. Yani güven önemli hemde çok önemli.
Bir kaç atıftada bulunabiliriz çağımıza. Bugün modern bir toplum olduğumuz zikrediliyor. Ama insanlar kendilerine bile ne kadar güvenebiliyor ? Müslüman bir toplumun, hatta bir topluluğun hatta ve hatta ümmetin başlı başına en büyük problemleri arasına yerleştirebileceğimiz meseledir bu. Başta birliğimizin bozulması olmak üzere maneviyatıda tahrip eden budur. Güven olmayan temel üzerine hiç bir şey inşa edilmez. Makrodan, mikroya, bireyden, topluma her şekilde heryerde şu zamanda bu problemle karşılaşmamak mümkün degil. Ve insanlar bunun onarılması adına çaba ve gayretin içinde değil. Bunun yerine dışlamak en kolay ve en zamansız olan yöntem olarak kullanılıyor.
Bir söz hususu...
Ağızdan bir kere çıkacak bir şey. Ve devamında güveni sağlamlaştıracak adımlar. Bir meydan okuyalım, altından kalkabileceğimiz her şey için öne atılma mecburiyetindeyiz.Kendimizie güvenelim.Güvenmek, güzel şeylerin olabilme ihtimali sağlamlaştıran bir eylemdir. Sağlam bir dostluk, sağlam bir birliktelikte bu yüzden olsun. Bir işaret fişeği bırakın göklere, kalplere mutmain olma duygusunu tattırın. Göreceksiniz her şey düzelivermiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder